30
Oca
2020

Köken Devlet ve Köken Ülke Politikaları

30/01/2020 6:00 pm - 30/11/2019 8:00 pm
Köken Devlet ve Köken Ülke Politikaları

Köken Devlet ve Köken Ülke Politikaları
"Çağdaş Göç Meseleleri" Semineri
Axe AMiMo ve IFEA'nın düzenlediği etkinlik, göç araştırmalar Derneği (GAR) işbirliği ile sunuluyor
Dr. Damla B. Aksel 

Sunum dili Türkçe

 

13
Şub
2020

Kitap tanıtımı: Muestros Dezaparesidos: Fransa'dan sürgün edilen İspanyol Yahudilerin Anıtı

Kitap tanıtımı: Muestros Dezaparesidos: Fransa'dan sürgün edilen İspanyol Yahudilerin Anıtı

Corry Gutstadt

Alman işgalinin başlangıcında eski Osmanlı topraklarından, Balkanlardan, Levant’tan ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na ait bölgelerden göç ederek Fransa'ya gelen Sefarad Yahudilerinin sayısı 35.000 civarındadır. 1935 yılında Türkiye’deki Yahudi nüfusunun 78.000 civarına indiği göz önünde bulundurulduğunda, Fransa'daki Yahudi topluluğunun Osmanlı / Türk Yahudileri tarihinde önemli bir rol oynadığını görürüz. Geleneklerini ve ortak tarihlerini korudukları gibi dillerini -Yahudi İspanyolcası ya da Judezmo- de koruyan Sefarad Yahudileri, kendilerine ait kültürü korumuşlardır. Fransa genelinde dinamik topluluklar kuran Sefarad Yahudileri, kendi kültürel ve sosyal kurumlarını oluşturmakla birlikte Fransa’daki toplumsal yaşamda da aktif olarak yer almışlardır.

Holokost (Yahudi Soykırımı) sırasında Fransa'da, Almanlar ve Vichy rejimi polisi tarafından tutuklanan 5.300'den fazla Sefarad Yahudisi tehcir edilmiş ve öldürülmüştür. Bir grup gönüllü araştırmacı ve tarihçinin desteğiyle bir araya gelen bir ekip tarafından yürütülen kolektif bir çalışma sonucunda ortaya çıkan Fransa’dan Ölüm Kamplarına Gönderilen Sefarad Yahudilerini Anma Kitabı (Mémorial des Judéo-Espagnols déportés de France), Fransa'dan tehcir edilen ve ayrıca Fransa’daki kamplarda vurularak öldürülen 5.300 Sefarad Yahudisinin isimlerinin yanı sıra Fransızca ve Judezmo dillerindeki ifadeleri ile 80’den fazla sürgünün biyografisini içermektedir. Bir anma kitabından çok daha fazlası olan bu kitapta yer alan tarihsel bölümler, Fransa’da yaşamış Sefaradların tarihini inceler. Sefarad Yahudilerinin Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerindeki ve imparatorluğun yıkılışının ardından kurulan devletlerdeki konumlarını inceleyen yayın, daha sonra Sefaradların Fransa'daki yaşamlarını, yeni ülkelerindeki yaşam şartlarını, Fransa'ya yönelik umutlarını ve ardından Alman işgali sırasında Nazi rejimi ile Vichy rejimi tarafından dışlanışlarını ve yaşadıkları zulmü anlatır. Kitabın bu bölümleri, yaşanan farklı durumlara yeni bir bakış açısı kazandırmaktadır. Sefarad Yahudilerinin çoğu Almanlar tarafından tarafsız veya müttefik ülkelerin vatandaşları olarak görülmektedir ve bu durum onların akıbetinde önemli bir etken olmuştur. Kitap ayrıca Yunan Yahudilerinin trajik kaderi gibi özel konuları da incelemektedir. Aynı zamanda sağ kalanların kurtuluşlarından sonraki hayatlarını da ele alan kitapta, aileler ve toplum üzerinde tehcirin yarattığı etkileri de kaleme almaktadır. Kitap ayrıca Sefarad Yahudilerinin işgalciye ve Vichy rejimine karşı direnişe katılımları ve rolleri üzerine yenilikçi bir bölüm içermektedir.

Sunum dili Fransızcadır

 

17
Şub
2020

Kitap tanıtımı: Süveyş Kanalı ve Osmanlı İmparatorluğu

Kitap tanıtımı: Süveyş Kanalı ve Osmanlı İmparatorluğu

Prof. Dr. Faruk Bilici (INALCO, Paris)

17 Kasım 1869 : Süveyş Kanalı, İmparatoriçe Eugénie’nin de hazır bulunduğu ihtişamlı bir törenle açıldı. Oysa 1859’da inşası başlayan kanal birçok engelle karşılaşmıştı. Ferdinand de Lesseps ve Fransa, Osmanlı İmparatorluğu’nu, eyaletlerinden biri olan Mısır’daki kanalın inşasının meşruluğu konusunda ikna etmek için on yıllar boyunca mücadele etmişlerdi.

Mısır’ın Fransa’nın yararına sömürgeleştirilmesi için devlet içinde devlet gibi bir araç olmakla itham edilen Uluslararası Süveyş Kanalı Şirketi (Compagnie universelle du canal de Suez), Osmanlı İmparatorluğu tarafından çok eleştiriliyordu. Osmanlı, Mısır’ın imparatorluğun diğer yarısından bir deniz kanalı yoluyla fiziken ayrılmasının padişahın bu bölgedeki hükümranlığını belirsiz kılacak olmasından ve kabul edilemez olan bir Batı tahakkümüne kapı açmasından kaygı duyuyordu.  

Bu eser, Süveyş Kanalı ile ilgili teknik veya diplomatik alanda var olanların üzerine yepyeni bir tarih anlatımı önermemekle birlikte önemli bir boşluğu doldurmayı amaçlamakta : bu tarihin, işletme projelerinden kanalın inşasına değin Osmanlı bakış açısından incelenmesi. Davalar, tahkimler, tartışmalar : 1956 yılındaki  millileştirilmesine bağlı olarak ortaya çıkan « Süveyş Kanalı krizi »nden çok daha önceleri de kanal, Batı ve Doğu arasındaki güç oyunlarının tam ortasında yer almaktaydı.

 

 

 

24
Şub
2020

IFEA Genç Araştırmacılar Serisi: Arkeolojik Yorumlamada Güncel Yaklaşımlar ve Yöntemler

Müge Ergun [Koç Üniversitesi, Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED),Çevresel Arkeoloji Bursiyeri]

Yiyecek insanlar için vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğu kadar temini, hazırlanması ve tüketimiyle de sosyal ve kültürel anlamda toplulukları etkileyen temel unsurlardan biridir. Bitkisel yiyecek üretimi olarak da tanımlanan tarım, kendine has dinamikleri ile avcı-toplayıcı yaşamdan ayrışan; doğayla insanın birbirine farklı şekilde bağlı ve bağımlı olduğu bir yaşam biçimi olarak ortaya çıkar. Söz konusu sunum, insanlık ve doğa tarihindeki bu önemli değişim ile geçmişteki çeşitli yiyecek kültürlerini anlamada arkeobotanik yaklaşım ve araştırma yöntemlerinin nasıl ve ne ölçekte etkili olduğu üzerinde durmaktadır. Bu bağlamda, Erken Neolitik dönem Aşıklı Höyük (MÖ. kal. 8400-7300) topluluğuna odaklanan sunum, "kurda, kuşa, aşa" bereket dileğinin de yansıttığı gibi, yabani ile ehlinin birbirine bağlılığına ve erken tarımsal üretimin doğasına dikkat çeker.

 

Sunum dili Türkçedir

Ocak   2020
P S Ç P C C P
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31