|
Agustos 2007 - Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı seçimi
Meclis
başkanı Köksal Toptan, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olarak
seçildiğini açıkladığında tarih tam olarak 28 Ağustos 2007,
salı ve saat 16.15’ti. Cumhurbaşkanlığı seçiminin, geçen 22
Temmuz’da yeni seçilmiş parlamento tarafından gerçekleştirilen
üçüncü turunda, Kayseri milletvekili, Türkiye Cumhuriyeti’nin
1923’den beri seçilen 11. Cumhurbaşkanı oldu.
Abdullah Gül, hatırlayacağımız gibi, cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci ve ikinci turlarında seçilmeyi başaramamıştı. 20 Ağustos’ta ( birinci tur esnasında) AKP’nin adayı 341 oy alırken, MHP’nin adayı (Sabahattin Çakmakoglu) ve DSP’nin adayı (Tayfun İçli) sırasıyla 70 ve 13’er oy aldılar. Bir oy geçersiz çıkarken, 23 boş oy kullanıldı (DTP milletvekilleri tarafından). Dört gün sonra aynı senaryo tekrarlandı ve Gül, bu kez, Çakmakoğlu’nun 71 ve İçli’nin 14 oyuna karşın, 333 oy toparladı. Öte yandan, yine yaklaşık aynı miktarda boş oy kullanıldı (24). Bu aşamada seçilebilmek için, adayların, meclisteki üçte iki çoğunluğun oyunu almaları gerekiyordu (yani 367 oy). Buna karşın, üçüncü tur sırasında, 550 koltuktan oluşan meclisteki mutlak çoğunluğun (276 oy) oyunu alması yeterliydi. Oysa AKP, meclis koltuklarında 340 milletvekili bulunduruyordu. Son tur boyunca, bu milletvekilleri de 339 oyla, diğer iki aday birinci turdaki seçimle aynı yüzdede oy almalarına ve 23 boş oy kullanılmasına karşın, Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı seçtiler.
Bu uzun ve karmaşık hesapları göz önüne alırsak, anlıyoruz ki Abdullah Gül umduğu oy oranına ulaşamamıştı. Gerçekte sadece BBP’nin tek milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu ve Şanlıurfa bağımsız milletvekili Seyyid Eyyüboglu, AKP’nin adayını desteklediklerini ifade ettiler. Demek ki, Abdullah Gül’ün demin söylediğimiz bu iki oyun dışında kendi partisinin oylarıyla beraber (340) toplamda 342 oy alması lazımdı, oysaki Gül sadece 339 oy toplayabildi. Bu beklenmedik ama küçük terslik, daha önceki sonuçlarda söz konusu olmamıştı ve Türk gazetelerindeki bazı yorumculara, Gül’ün saflarından çekilenlerin nedenleriyle ilgili fikir yürüterek köşe yazılarını biraz renklendirme imkânı tanıdı.
Daha genel olarak, seçimin üç turunda, aday göstermiş olan tüm partilerin, kendi adaylarına oy kullanmış olduğunu gözlemleyebiliriz. Kendi adayları bulunmayan DTP’li Kürt milletvekilleri boş oy kullanmayı tercih ettiler çünkü onlar için hiçbir aday demokrasi düşüncesine cevap vermiyordu. Bu partinin lideri Ahmet Türk, 28 Ağustos’ta, üçüncü turdan kısa bir süre önce, “ Biz Cumhurbaşkanı’nın, barışın ve demokrasinin gelişmesini temin edecek bir mantığı kabul etmesini bekliyoruz. Bu yönde hiçbir girişim olduğunu görmüyoruz. Bu yüzden de konumumuzu korumak kararı aldık ve boş oy kullanacağız” şeklinde demeç verdi.
Son aylarda tanık olduğumuz gerilimin yatışmasına rağmen bu tavır, Abdullah Gül’ün üzerinde uzlaşılmış bir cumhurbaşkanı gibi görünmesine engel oldu. Bu, muhtemelen, bugün bu seçimlerin gelişimiyle ilgili tek pişmanlık olabilir. Çünkü mecliste temsil edilen hiçbir oluşum, birinci turdaki tutumdan önceki gidişat içerisinde gerçekleştirilen ısrarcı yönteme karşın, kendilerini Gül’ü destekleyerek “tehlike”ye atmak istemediler. İçlerinden bazıları kendi adaylarını göstermeyi tercih ederken (MHP, DSP), diğerleri de boş oy kullanmayı tercih etti (DTP) ya da oylamayı boykot ettiler (CHP). Bu durum, seçilmiş cumhurbaşkanına meşruiyet getirmedi, birçok siyasi parti oylamaya katılarak ve yapılmasına izin vererek, eski dışişleri bakanının adaylığının ve seçiminin prensiplerini kabul ettiler. Bununla birlikte, bu durum, Köksal Toptan’ın 450 milletvekilini kendi adaylığı üzerinde birleştirdiği geçtiğimiz 9 Ağustos’taki meclis başkanlığı seçimiyle olan farkı ortaya koyuyor. Abdullah Gül her şeyden önce sadece AKP’nin adayı olarak kaldı, Gül’ün yapması gereken, bundan böyle tüm Türklerin cumhurbaşkanı olduğunu kanıtlamaktır.
|