Mercredi 20 décembre 2017 à 11 h à l'IFEA
Aurélien Denizeau (Inalco)
Dans le cadre des présentations des boursiers de courte durée

inscription avant le 19 décembre à midi : https://www.inscription-facile.com/form/R6vUTOosTTNyvbQY2Eup

Faire de la Turquie une puissance géopolitique centrale : une des clés de la doctrine de l’AKP


Le travail de recherche qui sera présenté est axé sur la doctrine stratégique et diplomatique de l’AKP turc, et sur les différentes phases suivant lesquelles cette doctrine a été adaptée à l’exercice effectif du pouvoir. À l’aide en particulier de recherches au sein des sources en turc et de contacts avec des acteurs ou observateurs de la politique étrangère du pays, il s’agit dans un premier temps de comprendre comment s’est articulée cette doctrine : ses origines, les hommes qui l’ont théorisée, et les grandes lignes sur lesquelles elle s’est élaborée. La thèse défendue par la suite est que cette doctrine s’est précisée au cours des années 2000 et a été appliquée avec succès, avec l’implication croissante d’un de ses principaux théoriciens, Ahmet Davutoğlu. Toutefois, à partir de 2011, l’outil doctrinal a paru insuffisant pour répondre aux bouleversements qui ont agité la Turquie et le Moyen-Orient ; la politique étrangère a évolué en conséquence, rencontrant ses premiers échecs en 2013, et devenant de plus en plus chaotique, jusqu’à ne plus suivre un cursus doctrinal cohérent.




5 Aralık 2017 Salı saat 18'de IFEA'da
B. Çetin Eren
(Marmara Üniversitesi)
"Günümüz Türkiyesi'ne siyaset sosyolojisi üzerinden bakış" semineri kapsamında
Sunum dili Türkçedir.

Kayıtlar 5 Aralık günü saat 12'de kapanacaktır: https://www.inscription-facile.com/form/IGlFBHHc7LfifQj30AqT

Darbe Toplumsal Hareket İlişkisi: Türkiye'de Rejimler ve Krizler 1908-2017

Türkiye genellikle demokratikleşme yolunda kör topal ilerleyen bir ülke olarak kabul edilir. Sık sık karşımıza çıkan başarılı ve başarısız darbe girişimleri ise bu tespitin en önemli dayanağı olarak görülür. Türkiye'deki "demokrasi eksikliği" de sivil toplumun yeterince güçlü olmaması ile açıklanır. Konuşmamda bu bakış açısının analitik kategorilendirmeye müsait olmayan darbe ve demokrasi tanımlarından olduğu kadar halk hareketlerinin ve sermaye birikim çevrimlerinin yetersiz araştırılmasından kaynaklandığını savunacağım. Amerikan siyaset biliminin tüm dünyada hakim kıldığı "demokratikleşme" literatürüne eleştirel ve tarihsel bir perspektiften bakıldığında Türk demokrasisinin 1908'den bu yana "ileri" değil "geri" gittiği görülebilir. Bunun sebebi de, sivil toplumun sanıldığının aksine zayıf değil güçlü olmasıdır. Türkiye'de 1908'den bugüne demokrasinin dört farklı biçimi dört farklı rejim olarak hüküm sürdü. Her rejim farklı dinamiklerle doğup, gelişti ve yerini bir diğer rejime bırakırken farklı bir kriz içine girdi. Sivil ve askeri darbeler ise demokrasiye ara vermedi yeni bir demokrasi anlayışının ebeliğini yaptı. Temel tezleri bu şekilde özetlenebilecek konuşmamdaki tarihsel çerçeve bugünkü rejim krizinin çözümü yolundaki alternatifleri tartışmayı da mümkün kılıyor.