• 08042010 - Denis Rousset : From Lycia to Cabalis. The treaty between the Lycians and the city of Termessos near Oinoanda. Presentation of the volume Fouilles de Xanthos

    Mercredi 21 avril 2010 à 18H00, à l’IFEA, Salle Albert Gabriel
    Séminaire sur la "Lycie antique" :
    Denis Rousset, Directeur d'études à l'Ecole Pratique des Hautes Etudes
    "From Lycia to Cabalis. The treaty between the Lycians and the city of Termessos near Oinoanda. Presentation of the volume Fouilles de Xanthos".
  • Alice Vinet : « West Mound use-wear analysis »

    Alice Vinet : « West Mound use-wear analysis », Çatalhöyük Archive Report, p. 227-230. http://www.catalhoyuk.com/sites/default/files/Archive_Report_2017.pdf

  • ANR NekroPerGeol (2014-2017)

    ANR NekroPergEol (2014-2017)

    Des tumulus royaux aux nécropoles urbaines

    Un programme d’archéologie funéraire moderne pour l’étude de la stratification sociale et des identités locales à Pergame et en Éolide à l’époque hellénistique.

    Codirigé par le Prof. Stephane VERGER (UMR 8546 – AOrOc) et le Prof. Felix Pirson (DAI-Istanbul)

  • Antik Çağ Anadolusu

    TARİHİ COĞRAFYA VE MADDE KÜLTÜRÜ

    Sorumlu : Olivier Henry (IFEA)

    Bu araştırma programı, Arkaik dönemden Helenistik döneme kadar, Anadolu’da yaşanan büyük  dönüşümler boyunca yerel kimliklerin tanımını ve gelişimini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma alanı, özellikle Karya bölgesiyle ve Hecatomnus hanedanının hüküm sürdüğü kilit dönem üzerine yoğunlaşır. Ne Yunan ne de Pers olan bu hanedanlığın mensupları -ki bunların en tanınmışı Mausolos’tur- merkezi Pers yönetimi tarafından Karya satraplığının başına getirildiler. Oysa ki, Mausolos ve kardeşi Idrieus günümüzde Helenizmin temsilcileri ve gelecekteki Helenistik krallıklarının ilk örnekleri kabul edilmektedir.

    M.Ö. 4.yüzyılda Karya’da, Pers ya da Yunan izleri taşımayan, ancak, özgünlüğü bu iki toplumun güçlü bir yerel kimlikle, karşılıklı etkileşiminin bir sonucu olan, gösterişli bir madde kültürü gelişti (örneğin Halikarnas Mozolesi). Bir yerel kimliğin ifadesi olan bu özel koşullar, yerel kültürler/kimlikler ve dış faktörler arasındaki etkileşimler ile ilgilenenler için mükemmel bir saha çalışması oluşturmaktadır. Bu araştırma ekseni iki yaklaşıma dayanmaktadır. İlki, mezarlarla ilgilidir ve klasik çağın sonunda anıtsal mezar yapımının gelişim koşullarını tanımlamayı amaçlar ve bunu ölü gömme ritüellerinde mezarın rolününün geçirmiş olduğu değişimi inceleyerek yapar. Milas mezar epigrafileri, Hecatomnus ve imparatorluk dönemi arasındaki zaman dilimine ait yüze yakın kitabe ile doludur. Bunların dikkatle okunması bu kitabelerde Daimones Agathoi’ye çok sık rastlanması gibi bir takım bilgiler vermektedir.

    Bu mezar tanrıları kimlerdir?

    Ne açıdan “hayırsever”lerdir ?

    Bunlar, Milas’ta bulunan farklı anıt mezarlarda net olarak tasvir edilmiş midir? Niçin bu tanrılardan, sadece Milas’ta değil, aynı zamanda, daha genel olarak, Güney-Batı Anadolu’da sık sık bahsedildiğine tanık oluyoruz? Bunu, kültür aktarımının bir örneği olarak mı kavramak gerekir? Bu tanrıları, Yunan epigrafisindeki diğer mezar tanrıları ile mukayese edebilir miyiz? Bu yüzden, Karya kültürü üzerine olan bu araştırma çerçevesinde, Milas kitabelerinde tanrıların nasıl tasvir edildiklerinin incelenmesiyle, bu bölgenin mimarisini, ölü gömme ve dini yaklaşımlarını ilişkilendirmek, ölümün neden olduğu kargaşayı kabullenmeye çalışmak için yaşayanların kullandıkları yöntemleri anlamaya yardımcı olabilir.

    Bu araştırmaların epigrafi ayağı IFEA’ ya bağlı araştırmacı Damien Aubriet sorumluluğundadır. İkinci yaklaşım, Karya kültürüne ait önemli bir  mekanın gelişimiyle ilgilenir: Labraunda Tapınağı. M.Ö. 4.yüzyılda, hanedanın siyasi, kültürel ve ekonomik gücünün sergilenmesi için Hecatomnuslar tarafından değiştirilen bu yapının konumu kısa sürede, Milas iline bağlı yerel küçük bir tapınaktan, büyük bir Pan-Karya tapınağına dönüştü.

    Hecatomnusların yok olmasından sonra da faaliyet gösteren tapınak, Bizans döneminin ortalarına kadar çok gösterişli bir yapı olarak etkinliğini sürdürdü. 1948 yılında başlayan bu tapınağın kazıları, yapının gerek mimar gerekse de kültürel olarak zenginliğini kanıtladı. Günümüzde, kazılar, Fransa ve Avrupa Dışişleri Bakanlığı’ nın desteğiyle, Fransa-İsveç-Türkiye iş birliği ile yürütülmektedir.

    Bu araştırmaların konusu birçok noktaya değiniyor: yüzyılları geride bırakmasını ve bin yılı aşkın süredir şehir dışı bir konumda var olabilmiş bu tapınağın sürekliliği; kültünün inanılmaz esnekliği (Anadolu kültünden, önce Yunan tipi bir tanrıya, daha sonra da Hıristiyan kültüne); zengin bir ‘’kültürel stratigrafi’nin’ tek tanığı olan kalıntıların şaşırtıcı bir şekilde günümüze kadar korunması.

    www.labraunda.org

    Antik Karya, yaylalar ve denizlerin keşistiği yerde

    Sorumlular: Koray Konuk, IFEA’ ya bağlı araştırmacı, UMR 5607 ve Raymond Descat, IFEA

    Bu program antik Karya’ nın tarihi coğrafyasının daha iyi tanınmasını amaçlamaktadır. Birçok uygarlığın kavşağında kurulan Karya, (Yunan, Pers, Mısır, Kıbrıs, Rodos, Karya yerlileri) aynı zamanda Ege’nin önemli ulaşım yollarının merkezinde yer aldı. Son derece engebeli bu bölgenin birçok alanı hala bilinmemektedir, bu yüzden,  bölgesel yönetimin ve kültürel, siyasal ve ekonomik etkileşimlerin tutarlı ve doğru bir şekilde anlatabilmek için mikro-bölgesel alan çalışmalarının yapılması önemlidir.

    - «Halikarnas’ın Doğusu’nda» yüzey araştırması

    Syangela / Theangela’daki arkeolojik yüzey araştırma projesi

    Para koleksiyonları

    Sorumlular: Koray Konuk, IFEA’ ya bağlı araştırmacı, UMR 5607

    Ce programme vise à publier les collections monétaires anciennes issues des fouilles archéologiques et des collections privées. Ces études sont relativement peu représentées en Turquie, bien que les monnaies soient une importante source pour la connaissance des pratiques économiques et politiques des sociétés anciennes. Publier ces collections permet de mettre à la disposition du monde de la recherche un important matériel de réflexion.

    Bu program, arkeolojik kazılardan ve özel koleksiyonlardan çıkmış eski sikke koleksiyonlarını yayınlamayı amaçlamaktadır. Sikkeler, eski toplumların ekonomik ve siyasal yaptırımlarının tanınmasında önemli bir kaynak olmasına rağmen, bu çalışmalar Türkiye’de göreceli olarak çok ilgi görmemiştir. Bu koleksiyonları yayınlamak, araştırmacıları düşündürmeye teşvik edecektir.

    • Kazılarda bulunan sikkelerin yayınlanması (Erythrée, Téos)
    • Kamu ve özel koleksiyonların yayınlanması (Bodrum Müzesi, SNG Türkiye 2)

     

     

     

     

     

     

  • ARCHEOLOGIE / HISTOIRE DE L'ART - Présentation

    Historique

    Le développement des recherches archéologiques en Anatolie était le motif déclencheur de la fondation de l’Institut Français d’Archéologie à Stanbul (IFAS) en 1930 à l’instar de l’antenne stambouliote de l’Institut Archéologique Allemand (DAI) fondée en 1929, et plus tard de celui des Suédois ou des Hollandais pour n’en citer que quelques-uns. Il fallait à ce moment avant tout tenir compte du nouveau paysage politique et ainsi mettre en place des structures propres en Turquie, indépendantes des instituts situés en Grèce, le DAI Athènes pour les Allemands, l’École française d'Athènes pour les Français ainsi que de l’École française du Caire. L’Institut Français d’Archéologie de Stanbul (IFAS) devient plus tard l’IFEA, pour tenir compte des champs de recherches élargies conduites en son sein.

    Champs de recherches

    Le terme archéologie était dès le début compris de manière intégrale : s’agissant d’une science multiple et complète, analysant les témoins matériels – et textuels s’ils existent – du passé le plus récent au plus reculé de l’homme, bref : science historique dans toutes ses dimensions. Les sciences de la terre telles la géologie et la géomorphologie, ont été mises à contribution, la géographie, la pré- et protohistoire, l’archéologie classique, médiévale / byzantine, moderne et contemporaine, avec toutes les ramifications disciplinaires, comme l’épigraphie, la numismatique, etc. font partie des domaines de recherches à l’IFEA. En son sein, où par son intermédiaire, des chercheurs individuels, jeunes ou confirmés, des équipes entières mènent des recherches dans des musées ou sur des sites, exploitant les ressources documentaires, les découvertes archéologiques, le matériel mobilier ou immobilier, souvent en coopération avec des chercheurs ou institutions turcs. À ce titre, ils conduisent des fouilles archéologiques, des prospections, des études géologiques et de géographie historique etc. Pour en nommer quelques-uns parmi les plus célèbres représentants d’anciens chercheurs dans le domaine, citons P. Devambez, H. Metzger, L. Robert, X. de Planhol, G. Le Rider, J.-P. Sodini, A. Davesne, F. Johannès. Au cœur des investigations se trouve toujours la question : qu’est ce que l’homme ? Comment organise-t-il sa vie dans un cadre géographique, climatique, spatial et temporel donné ?
    Les recherches sur le terrain sont couplées à des recherches en laboratoires et centre de documentation et trouvent leur expression dans des publications, souvent réalisées par l’IFEA, ainsi que dans des tables rondes et colloques organisés au sein de l’IFEA.

    Sites et régions de recherches

    Des recherches ont ainsi été menées à Claros, à Horum Höyük, dans la région de Kastamonu, à Sinope, dans la région de Van, à Yazılıkaya, à Zeugma
    Elles se poursuivent en Carie, à İzmir, à Kömürcü-Kaletepe, au Létôon, en Pisidie, à Porsuk-Zeyve Höyük, à Tilbeshar, à Xanthos

  • Arkeoloji Birimi

    Araştırma faaliyetlerimiz arasında arkeoloji son derece köklü bir geçmişe sahiptir. 1930 yılında kurulan IFEA, Fransız arkeologların Türkiye’deki çalışmalarının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Gerek araştırma merkezi kimliğiyle, gerekse Türkiye’de arkeoloji alanında faaliyet gösteren Avrupalı, Fransız kişi ve kuruluşlara verdiği destek ile IFEA, Fransız arkeolojisinin ülkedeki merkezi konumundadır. Arkeoloji Birimi sorumlusu Néhémie Strupler, Yakındoğu’da Tunç Çağı uzmanıdır (Cette adresse e-mail est protégée contre les robots spammeurs. Vous devez activer le JavaScript pour la visualiser.).

    İki ülke arasında ortaklaşa yürütülecek araştırma programlarının canlandırılmasına yönelik araştırma konularının belirlenmesi; burslar çerçevesinde arkeolog, öğretim üyesi ve öğrencilerin ağırlanması; resmi ve akademik süreçlerde arkeologların desteklenmesi; arkeologların Türkiye’de yürüttükleri çalışmaların raporlanarak, kazı sonuçlarında devamlılık sağlanması; son olarak da arkeoloji alanındaki prosedürün seyri hakkında meslektaşlarımızın bilgilendirilmesi IFEA Arkeoloji Birimi’nin görevleri arasındadır.

    Türkiye ve Fransa arasında yürütülen ortak çalışmaları geliştirmek, yerli ve yabancı meslektaşlarımız arasındaki ilişkileri güçlendirmek, Fransız arkeologların çalışmalarına hakettikleri görünürlüğü  kazandırmak amaçlarımızdandır. Seminer, eğitsel çalıştaylar, araştırma programları, yayınlar, erişime açık arşivler aracılığıyla hem IFEA hem de paydaşlarımız nezdinde yürüttüğümüz faaliyetler; bilim alanında olduğu kadar insani açıdan da bir köprü vazifesi görmektedir. Araştırma kurumları ve araştırmacılar arasındaki ilişkilere ivme kazandıran bilimsel faaliyetlerimiz, Türk öğrenci ve genç araştırmacılara eğitsel imkanlar sunulmasını arzulayan Türk akademisi dünyasının beklentilerini de karşılamaktadır.

    Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü, arkeoloji alanında birçok farklı faaliyetin buluşma noktası özelliğiyle karşımıza çıkmaktadır. Araştırmalara kaynak teşkilinde büyük öneme sahip kütüphanenin koleksiyonları zenginleştirilirken, uygulama alanında ilerlemek için ise eğitsel nitelikli çalıştaylar düzenlenmekte; araştırmalarını Türkiye’de sürdüren araştırmacı, doktora ve yüksek lisans öğrencileri etkinliklerimize dahil edilmekte; IFEA’ya bağlı araştırmacılar gerek Fransa-Türkiye ortak kazı programlarında, gerekse Türk ve uluslararası kazı ekiplerinde görev almakta; kurumlar, idari merciler ve bölgesel bağlam hakkındaki bilgimiz, teknik meselelerdeki uzmanlığımız sayesinde risk değerlendirmesi sonrasında ortaklıklar en iyi biçimde şekillendirilmekte; Fransa’nın kamu kurumu güvencesi Türk topraklarında sunulmakta; ortak projeler ve sponsor arayışlarında lojistik destek verilmekte; gerek İstanbul gerekse taşrada düzenlenen etkinlikler sayesinde kurum ve üniversiteler ile ilişkiler kuvvetlendirilerek, son yıllarda giderek zenginleşen arkeolog ağı daha genişlemektedir.  

    Tüm bu faaliyetlerimizi görünürlük ve yayın politikamız ile desteklemekteyiz. Öyle ki bildirilerine çevrimiçi erişilebilen IFEA Arkeoloji Buluşmaları her yıl düzenlenmekte, Varia Anatolica dizisine,  Anatolia Antiqua yayınına Persée ve revues.org portallarından, Patrimoines au présent isimli IFEA Dosyalarına Open Edition books platformundan erişilmekte; kısa notlar Dipnot isimli bloğumuzdan yayımlanmakta; Türk, Fransız veya yabancı kurumlarla ortaklaşa sempozyumlar düzenlemekte; arşiv belgeleri ve harita koleksiyonunu tanıtıcı sergilere iştirak edilmekte, müze etkinliklerinde yer alınmaktadır.

    Kütüphane

    IFEA kütüphanesi, arkeoloji alanında düzenli kazanımlarla genişleyen zengin kaynaklara sahiptir. Şehirler, tartışma yaratan, bilimsel etkinliklerimizle ilgili ilgili konular, araştırmlarımızda mihenk taşı niteliği taşıyan veya enstitümüze damgasını vurmuş konular hakkında kütüphanemiz, her ay bir seçki sunmaktadır.

  • Aslı Erim Özdoğan - Sumaki Höyük Kazıları : 23/11/10

    Séminaire d'archéologie "L’habitation, l’abri de l’homme à  travers les âges"
    Mercredi 24 novembre 2010 à 17h30 à l’IFEA

    Doç. Dr. Aslı Erim Özdoğan (Onsekiz Mart Üniversitesi, Çanakkale)
    "Sumaki Höyük Kazıları"
    Intervention en turc

  • Bérengère Perello - L'architecture domestique de l'Anatolie au IIIe millénaire av. J.-C. Varia Anatolica XXIV

     logo persee

    Bérengère Perello L'architecture domestique de l'Anatolie au IIIe millénaire av. J.-C., Varia Anatolica XXIV, Istanbul, Paris, IFEA - De Boccard, 2011 484p. ISBN 978-2-36245-001-3

  • Catherine Abadie-Reynal et Rıfat Ergeç (eds.) - Zeugma I - Fouilles de l'habitat (1) : La mosaïque de Pasiphae Varia Anatolica XXVI

     logo persee

    Catherine Abadie-Reynal et Rıfat Ergeç (eds.), Zeugma I - Fouilles de l'habitat (1) : La mosaïque de Pasiphae, Varia Anatolica XXVI, Istanbul, Paris, IFEA - De Boccard, 2012 342p., 1 plan hors texte ISBN 978-2-36245-004-4

  • Claros

    Thème de recherche de la mission : publication des fouilles de L. Robert (1951-1960) et J. de La Genière (1988-1997) et étude architecturale du temple d’Apollon.
    Nom du site : sanctuaire de Claros.
    Chef de la mission : Jean-Charles Moretti, Directeur de recherche au CNRS (IRAA, MOM, Université de Lyon)
    Membres de la mission : Nicolas Bresch, architecte au CNRS (IRAA, Paris) ; Isabel Bonora, archéologie (Musée du Louvre) ; Martine Dewailly (École française de Rome) ; Renaud Robert (Université de Provence) ; Olivier Riss, architecte ; Stéphane Verger (EPHE, Paris).
  • Deniz Beyazıt (ed.) At the crossroads of empires: 14th-15th century Eastern Anatolia Varia Anatolica XXV

     logo persee

    Deniz Beyazıt (ed.) At the crossroads of empires: 14th-15th century Eastern Anatolia, Varia Anatolica XXV, Istanbul, Paris, IFEA - De Boccard, 2012 238p. ISBN 978-2-36245-002-0

  • Dominique Beyer, Olivier Henry et Aksel Tibet (éds.), La Cappadoce méridionale de la préhistoire à la période byzantine, 3èmes Rencontres d'archéologie de l'IFÉA, Istanbul 8-9 novembre 2012

    Dominique Beyer, Olivier Henry et Aksel Tibet (éds.), La Cappadoce méridionale de la préhistoire à la période byzantine, 3èmes Rencontres d'archéologie de l'IFÉA, Istanbul 8-9 novembre 2012, IFÉA /CNRS USR 3131, Istanbul, 249 pages, 19,5x27,5 cm, ISBN 978-2-36245-059-4.

    3èmes Rencontres d'Archéologie de l'IFÉA 2012

    279 pp, b/w figures, pb, articles in French and English.

    Sommaire:

    I. Environnement

    • Çiner, Attila - Erkan Aydar - M. Akif Sarikaya / Volcanism and Evolution of the Landscapes in Cappadocia
    • Kuzucuoglu, Catherine / The Rise and Fall of the Hittite State in Central Anatolia: How, When, Where, Did Climate Intervene ?

    II. De la Prehistoire â L'Âge du Fer

    • Özbaşaran, Mihriban - Güneş Duru / The Early Sedentary Community of Cappadocia: Aşikli Höyük
    • Kozal, Ekin / A Discussion of the Origin and the Distribution Patterns of Red Lustrous Wheel-Made Ware in Anatolia: Cultural Connections Across the Taurus and Amanus Mountains
    • Balza, Maria Elena / Le Site de Kinik-Höyük et la Cappadoce Meridionale : Recherches Archeologioues et Historioues
    • Mouton, Alice / Les Rituels de la Vieille Femme Tunnavviya : Temoignages du Bas Pays Hittite ?
    • Pelon, Olivier / Le Höyük de Porsuk, Une Forteresse Hittite en Cappadoce Meridionale
    • Beyer, Dominique / Oueloues Nouvelles Donnees sur la Chronologie des Phases Anciennes de Porsuk, du Bronze Moyen  la Reoccupation Du Fer
    • Tibet, Aksel - Françoise Laroche-Traunecker / Les Fortifications Occidentales de Porsuk, Restitution et Modeusation des Etats les Plus Anciens
    • Patrier-Lacambre, Julie / Porsuk - Zeyve Höyük  L'âge du Fer : Le Cas des Fibules Comme Marqueurs D'echanges et de Datation

    III. De la Periode Classioue a l'Antiouite Tardive

    • Kirner, Françoise / Fonctions des Espaces des Niveaux Hellenistioues et Romains du Site de Porsuk
    • Lebreton, Stephane / Zeyve-Porsuk : Reflexion sur les Fouilles des Niveaux Hellenistioues et Romains  Partir de la Datation de la Necropole
    • Casabonne, Olivier / Reflekions sur les Relations Entre la Cappadoce Meridionale et la Cilicie : les deux Kastabala et Artemis Perasia
    • Turchetto, Jacopo / Beyond the Myth of the Cilician Gates. The Ancient Road Network of Central and Southern Cappadocia
    • Rosada, Guido - Maria Teresa Lachin / Significato e Ruolo Strategico-Culturale di Tyana in Cappadocia Tra Mito, Antonini e Selgiuchidi
    • Baz, Ferit / Neue Grabstele aus dem Dorf Elemanli in Kappadokien
    • Metivier, Sophie / La Cappadoce et les Provinces d'Orient dans l'Antiquite Tardive (4e-7e Siecle Pc)
    • Asolati, Michele - Cristina Crisafulli / Tyana Bizantina: Circolazione e Tesaurizzazione Monetale
  • Ferudun Özgümüş - İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Adına İstanbul Sur İçinde Yapılan Arkeolojik Çalışmalar : 12/04/2011

    Seminer "Konstantiniye, Bizans İmparatorluğu'nun imgesi (330-1453)"
    12 Nisan Salı saat 18:00’da, IFEA’da, 
    Ferudun Özgümüş
     (Sanat tarihçisi, İstanbul Üniversitesi): 
    "İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Adına İstanbul Sur İçinde Yapılan Arkeolojik Çalışmalar"  
    Sunum dili Türkçe’dir.

  • Ferudun Özgümüş - İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Adına İstanbul Sur İçinde Yapılan Arkeolojik Çalışmalar : 12/04/2011

    Séminaire "Constantinople, image de l'empire byzantin"
    Mardi 12 avril 2011 à 18h à l’IFEA
    Ferudun Özgümüş (Historien de l’Art, Istanbul Üniversitesi, Istanbul)
    "İstanbul Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Adına İstanbul Sur İçinde Yapılan Arkeolojik Çalışmalar"
    Intervention en turc.

  • FILM : Préhistoire-Les Fouilles d'Aşıklı Höyük 22/03/2010

    FILM : Préhistoire-Les Fouilles d'Aşıklı Höyük
    Lundi 22 mars, à 17h30, à UIT Taşkışla Kampusu Salon n. 127
    Projection du film Préhistoire, Les fouilles d'Asıklı Hoyuk, Réalisé par Ýztv (44 ').
    Avec la participation de Mihriban Özbaşaran directeur des fouilles, d'Öykü Yağcı et Azade Aslan İZ de télévision
  • Fouilles du sanctuaire Carien de Labraunda

    Galerie photo | Bibliographie

    Le site de Labraunda est situé dans la région égéenne de la Turquie. Proche de la ville moderne de Milas (ancienne Mylasa), région de Muğla, ce sanctuaire carien extra-urbain est accroché aux pentes sud du mont Latmos, à env. 750 m d’altitude. La route moderne qui mène de la ville de Milas à Labraunda, longue de 15 km, se superpose à la voie sacrée, construite au IVe s. a.C.

  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi

    guneydogu anadolu

    Fransız kazı ve arkeolojik çalışma Referans site
    Araştırma ve tez projesi Kaynakça unsuru

    Fransız kazı ve arkeolojik çalışma

    Gaziantep - Hatay

    nizipPaleolitik keşif (1983-1988)

    Angela Minzoni-Déroche (Centrale Paris)

    Tarihçiler ve jeomorfolog arasında yakın işbirliği ile, 1983 ve 1988 yılları arasında, yürütülen araştırmalar doğrultusunda, Anadolu'da var olan genel bir chronostratigraphic çerçevesi ihtiyacını karşılamak için kurulmuştur. Yürütülen araştırmalar sırasında, Antalya ilinin Kocapınar ilçesinde mevduat keşfedilip, yine aynı ilde, Karain, Okuzini, Çarkını veya Kızılın bölgelerinde, komşu mağaralara detaylı kartografi/haritalama yapılmıştır. Kilikya kapılarında, Ulukışla kuzeyine bulunan, Cakmaktepe’de açık mevduat bulunmuştur. Gaziantep ilinde birçok açık mevduat bulunmuş, fakat erozyon yüzeyleri çok etkilemiş ve büyük ihtimal ile, olması gerektiği noktalarda sedimentler (tortu) kalmamıştır. Birçok bakımdan, Fırat nehrinin ve nehrin kollarındaki, kuvaterner alüvyonlardan çıkartılan maddeler, Acheulian endüstrisini sunmakta.,  Üçağızlı mağarası, Hatay'ın Akdeniz kıyısında tespit edilmiş beş mağaradan bir tanesidir.

    Daha detaylı bilgi için : Ön sonuçlar Araştırma Sonuçları Toplantıları’nda yayınlamıştırve ayrıca A. Minzoni-Déroche, Le Paléolithique du Bassin du Nizip, (Rapport Préliminaire) isimli bir raporda bulunmaktadır.

     

    Gaziantep

    Tilbeshar kazıları (1995-2006)

    Christine Kepinski (CNRS - UMR 7041), Marie-Odile Rousset (CNRS - UMR 8167), Rifat Ergeç (Gaziantep Univ.), Fatma Bulgan(Gaziantep müzesi)

    carteSöz konusu bölgeler : Kalkolitik, Eski bronz, Orta bronz, Akhaemenid, Ortaçağ Bizans

    Faaliyetler :

    İlk iki yıl, 1994 ve 1995, site keşfine ve kısa anketlere ayrılmış. 1996 yılından 2000 yılına kadar her bahar, beş kazı çalışması yapılmış. Ardından, 2004 yılından  2001 yılına kadar, üç çalışma misyonu yürütülmüştür.

    Saha operasyonları, 2005 ve 2006 yıllarında, ilave edilen iki mevsim süresince  devam ettirilmiş. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak, Dışişleri Bakanlığı tarafından ve bilimsel ciro’dan yararlanarak ve ayrıca Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) ve İstanbul Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü (IEFA) tarafından finanse edilmektedir.

     

    Daha fazla bilgi için : Her yılın ön sonuçları Anatolia Antiqua’da ve Kazı Sonuçları Toplantıları’nda yayınlanmıştırÇalışmaların özeti Anatolica 31’de, yayınlanmıştır.
    {gallery}archeologie/tilbeshar{/gallery}

    Zeugma-Orta Fırat Vadisi (1995-2000)

    Catherine Abadie-Reynal (Nantes Univ. - IFEA), Rifat Ergeç (Gaziantep Univ.), Fatma Bulgan (Gaziantep müzesi)

    Türkiye ve Suriye arasındaki sınırına yaklaşık yirmi kilometre kuzeyinde bulunan Birecik ilçesinde baraj kurma projesinin varlığını, öğrenen Bilimsel topluluk, Fırat Vadisi Zeugma-moyenne kurtarma misyonunu 1995 yılında kurmuştur. Baraj Gölü, Fırat Vadisi Zeugma’nin bir bölümünü batırmaya ve tüm dönemler dahil olmak üzere, onlarca site’nin kaybolmasına neden olmakta. Her dönem, çok zengin geçiş ve değişim noktası olan ve kaybolmaya mahkum Fırat vadisinin bu bölümü hakkında, bilgi toplamak üzere müdahale kararı verilmiş. Bu müdahale ve ayrıca 2000 yılından itibaren Packard Humanities Institute, Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklemiştir.

    Misyonlar, C. Abadie-Reynal başkanlığında yapılmıştır.

    Üç site, Gaziantep Müzesi ve Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü tarafından kurulan, Fransız-Türk kurtarma operasyonundan yararlanacaktır. Öncesinde, Kalkolitik ve ortaçağ dönemi aralıklarında var olan yerleşim yeri Horum Höyük, C. Marro ve A. Tibet tarafından yürütülen ve özellikle Protohistorik döneme odaklı çalışmalara konu olmuştur. Sekiz kilometre ötesinde, karşı karşıya bulunan, iki diğer site, Fırat Nehri'nin sol kıyısındaki Hama ve sağ kıyısındaki Séleucie-Zeugma, ekiplerimiz tarafından kazılmıştır. Saha çalışması önem taşımaktadır: Çünkü, Hama şehrinin tamamını ve Zeugema kazı alanının alt çeyrek kısmını kaplayacak baraja su doldurma işleminden önce beş yıl kadar kısıtlı bir zaman dilimi içerisinde iki klasik dönem şehri incelenmeliydi. Bu nedenle, nehir’e odaklanarak, siteler hakkında belirli bir çalışma konusu seçilmiş, nehir’in aşılmasının önemi ve şartları ve ayrıca şehirlerde organizasyon ve kurulmasındaki rolü araştırılmıştır. Öte yandan, mümkün olduğunda, N. Florsch başkanlığında yürütülen, elektrik ve manyetik araştırma gibi, yeni teknikler kullanım uygulaması yapılmıştır.

    Bu seçimler sayesinde, kısmen, klasik antik döneminden iki yeni şehir yeniden canlandırılmıştır : Bu zamana kadar çok kötü bilinen, bölgenin gereksimlerine uyum sağlamış Yunan kentsel planlamasının çok değişik yansımalarını aksetmekte ve özellikle Yunan ve Roma dünyasının sınırında bulunmamasından dolayı zengin tarihini ortaya çıkarmaktadır.  Hama, sadece geçmiş iki yüzyıl boyunca yerleşim yeri olmasından dolayı, çok zengin bir tarihe sahip değildir. Fırat dönemecinde bir ova’da, M.Ö 3. yüzyılda kurulmuştur. Belirli zamanlarda yapılan anketler ile desteklenmiş Elektrik ve manyetik araştırmalar, birkaç aylık çalışma ile kentin planını güçlendirmemizde bas unsur olarak görünen kurumu keşfetmemizi sağlamıştır. Hama kentinde bulunan duvarların uzunluğu 2.2 kilometredir. Kuzey güçlendirmesi, seri şekilde düzelenmiş belirgin üç kapılı dikdörtgen kuleler içermekte. Bu duvarların tamamı, yaklaşık 45 hektarı kapsamakta. Şehrin düzenlemesi orthogonal/dik plan ile tanımlanmakta, M.Ö 5. yüzyıl’dan itibaren Milet Hippodamus tarafından kurulan ilkelerinden esinlenilmiştir.  Sokaklar dik açı ile kesişmekte, Doğu’dan Batı’ya 42 m, Kuzey’den Güney’e 107 m genişliğinde, düzenli ve uzun adalar olarak belirlenmektedir. Adalar genişliği önemine bağlı olarak değişen ortogonal sokak ağları ile ayrılmakta. Şehrinin girişindeki kesişme noktaları, küçük sokaklardan iki kat daha geniştir. Muhtemelen şehrin genişlemesini ve genel planının belirlenmesi kurulumundan itibaren gözlenmiş olmasına rağmen tam olarak gerçekleşmemiş bir şehir görünmektedir. Şehir sınır alanları inşa edilmemiş gibi gözükmekte. Uzun zamandan beri hippodamian plan türü, Doğu Hellenistik Yunan inşası karakteristiklerine sahip olarak kabul edilmiştir. Zeugma sitenin çalışması, bize Yunan göçmenler de çok daha canlı bir alan yapılandırmasına uyum sağlayabileceğini göstermiştir. Seleucia sitesi Zeugma (Helenistik ismi), nehir’e dikey vadiler ile ayrılan bir dizi tepeler yer almaktadır. Helenistik dönemi şehri çalışmasında zorluklar yaşanmıştır : 10 metre colluvium/tepe ve arkeolojik tabaka altında gömülmüş. Ancak, ulaşmamızı sağlayan bir kaç araştırma, bize, Hama’da belirlediğimizden tamamen farklı bir organizasyon yaptığımızı göstermekte. Sitenin batı uç kısmındaki stratejik durumu olan tepe'nin eteklerine teras sistemi monte edilmiş ve aynı zamanda Batı ve Akdeniz üzerinden ana yol nehrine akan küçük vadinin ve Fırat vadisini kontrol etmektedir.  Bu nedenle, kurulusundan kısa bir süre sonra, Seleucia, kale çevresinde toplanmış Fırat nehrinin geçiş kontrolünü sağlayan küçük bir asker topluluğundan artık daha fazlası değildir. Sitenin alt kısmı üzerinde hızlı şekilde yürütülmesi gereken anketler aynı zamanda, genişlemesinde takip etmeyi sağlamıştır. Görünüşe göre, şehir, Pompei şehrinin iki katından daha fazla, yaklaşık 140 hektarlık bir alanı kapsayacak şekilde, doğuya doğru hızla gelişmiştir. Mezarlıklar, her zaman çevrelerde yerleşmiş olmasından dolayı, kentsel sitenin genişliğini saptamak için mükemmel göstergelerdir. Bu yüzden, Seleucia-Zeugma şehri için, bize, değerli bir yardım niteliğindelerdir. Şehir alanının ulaşabileceği doruk noktasın en geniş haliyle göstermektedir. Halbuki, Roma İmparatorluğu'nun başından kalma mezarların, şehrin merkezindeki evlerde yeniden kullanıldığını saptanmıştır. Mezarlıklar, M.S. 1. yy.’da, şehrin genişlemesinin daha az olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, Zeugma şehirciliği, Hama şehrinin aksine, gelişmektedir: Hellenistik ve Roma dönemi arasında, evlerin yönü ve sokakların düzeni değişmiştir. Kuruluş alanı oluşumu sırasında kesin şekilde belirlenmemiş, yüzyıllar boyunca gelişmiştir.  Ayrıca, Seleucia-Zeugma kazı çalışmaları, İmparatorluğun doğu sınırdaki Roma döneminin hayat çerçevesini saptanmasını sağlamıştır. Çok çeşitli kuruluşlar güncellenmiştir : Kazı alanı Batı kesiminde yoğunlaşmış gözüken, kamu alanları, şimdilik çok az kazılmıştır. Kaldırım için bir yer düşünülmüştür : Kamu binaları ile çevrilmiş içinde 80.000’den fazla mührün bulunduğu arşivler Türk meslektaşlarımız tarafından keşfedilmiştir. Sitenin sulandırma işlemi yapılmadan birkaç gün önce, doğu kısmında, çeşme bulunan bir yer ve muhtemelen bir tapınağa götüren anıtsal merdiven kazıdan çıkartılmıştır. Özellikle, bu kazılar iç mimari zenginliğini ortaya çıkartmıştır. Sitenin doğu kesimi yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Çoğu teras, en son durumları genellikle m.ö 2. ve 3. yy’dan kalma, zengin ikili evlerle donatılmıştır. Seçkin yaşam ortamı ve batının büyük site seviyesinde, ortamlar görmemizi sağlamaktadır. Evlerin çoğunun, yoğun yerleşimi ile ortalama boyutta olduğunu göstermekte : 2. ve 3. yy. da sitenin çeşitli yerlerinde, kamu alanlarında veya eski mezarlıklarda birbirine ekli evler görmekteyiz. Bu evlerin en zengin hâlde olanları, öncelikle, bir ya da iki açık alandan, avlu veya bahçeden oluşmaktadır. Açık alanların ilk zamanları yüksek İmparatorluğu'na ulaşırken, Yunan modasına uygun sütunları sayesinde anıtsal bir boyut almakta ve Hellenistik dönemi ötesine ulasan moda tarzında çevrelenmektedir. Halbuki, Zeugma sitesi, Roma İmparatorluğu'nun şehirdeki entegrasyonundan yaklaşık iki yüzyıl sonra yaşam ortamının Romanizasyon sürecinin gerçekten başladığını çok yakından takip etmemizi sağlamaktadır. İlk olarak, önemli gelişimin olarak görebileceğimiz, şehrin su ihtiyacını tedarik ederek, batıda bilinen şartlara uygun hayat tarzlarında değişiklikler getirilmiştir. Böylece, Hellenistik dönem ve Roma dönemi sırasında, çoğu evde mevcut su depoları en önemli su payını sağlamaktadır. Sadece, bu dönemde, aşamalı şekilde kirli su drenajı yapılmak üzere borular yerleştirilmiştir, yanı sıra özellikle çok ihtiyacı olan bir siteye, su akışına drenaj işlevi olacak büyük birikim lağımı yerleştirilmiştir. Yani, ikinci yüzyılın sonundan itibaren, yaşam tarzları değiştiğini görmekteyiz : Şehrin siteyi dolaşan ve su kemerlerine bağlantısının kurulan birçok sistem sayesinde su tedarikinin çok daha bol olması sağlanmış, ancak henüz şehrin mahallelerinde bu sistemin izine rastlanmamıştır. Yeni kolaylaştırma operasyonları hızla ilerlemekte, zengin evlerinde tuvaletlerin yapımı gözlenmekte, açık yasam alanının bir bölümünü kapsayan büyük havuzlar ile ve bazen boyalı anıtsal çeşmeler ile süslenmektedir.

    Ev dekorasyonu gelişimi de çok hassas bir noktadır: Aralarından en zenginleri, 2. yüzyıl sonundan itibaren, odaların önem derecesini belirlemek amacı ile, zengin ve özgün dekor ile süslenmiş. Evin giriş odası, yemek odası veya triclinium (Klinai veya geleneksel olarak düzenlenenmiş üç yataklı bu odada, uzanılarak kutlamalar yapılır), tüm zengin evleri, çok orijinal bir tema ile, hatta eşsiz mozaikler ile döşenmiş. Duvar sıvaları ile kaplanmış ve alçı süslemeler ile tamamlanmıştır. evin reisinin yatak odası (ya da cubiculum) dekorasyonunun göstermiş olduğu üzere ayrıcalıklı odalardan biridir. Böylece, evlerin kazı çalışmalarında önemli bir mozaik bütünü bulunmuş, bu mozaikler Antakya atölyelerinden çıkmış eserlere benzerliklerinden dolayı sorular sordurmuştur. Evin mimari zenginliğinin ötesinde kazı çalışmalarında bulunan malzemeler, zenginliğini doğrulamıştır. Bu evlerde, bronz nesnelerinin yoğunluğu gözlenmekte, özellikle, lambalar ve bronz ve demir mumluklar, yanı sıra çeşitli küçük nesneler, mobilya ve görkemli nesneler, ayrıca ince çalışılmış ve altın aplikler ile kaplanmış sandık menteşelerin, varlığı kaydedilmiştir. Benzer şekilde, seramik çalışması, özellikle amfora ithalatın nadir olmadığını göstermekte: Ege, İtalya’dan şarap veya Betica’dan (İspanya) tuzlanmış etler satın almak için hiçbir tereddüt etmemektedir. Bu nedenle, Zeugma kazıları, şimdiye kadar yüksek seviyede veri malzemesi eksikliğinin yaşanıldığı, imparatorluğun doğu kesiminin Roma Medeniyeti zenginliğini ve özgünlüğünü, gün yüzüne çıkmasını sağlamıştır.

    Bu sınır bölgesinin adresi, sanatçılarının yaratıcılığı ve yaşam kalitesinin artırılması ile, batıya eşit bir şekilde, ön plana çıkabileceğini göstermektedir.

    Daha fazla bilgi için : Ön sonuçlar her yıl Anatolia Antiqua’da yaylanmıştır. XVII ve XXVI numaraları Varia AnatolicaZeugma duvar tablolarına ayrılmıştır.

    Horum Höyük kazı çalışmaları (1996-1999)

    carte horum

     

    Catherine Marro, Aksel Tibet (IFEA), Rifat Ergeç (Gaziantep Univ.), Fatma Bulgan (Gaziantep Müzesi)

    Arama işlemleri, C. Kuzucuoğlu (CNRS, UMR 8591) başkanlığında mikro-bölgesel jeomorfolojik çalışma ile bütünleşerek. Horum Höyük sitesinin, 2000 yılının Mayıs ayında, Fırat nehrinin suları altında kalması ile kazı işlemleri tamamlanmıştır. Kazıdan çıkartılmış malzemelerin çalışması tamamlanmış: çalışmaların sonuçları Varia Anatolica’da yayınlanmıştır. Horum Höyük’e yapılmış çalışmalar, son kaleotik ( yaklaşık M.Ö. 3800 ) Çağın’dan Ortaçağ dönemine (12.-13. yy) uzanan çok uzun işgal süresini belgelemeyi sağlamıştır. Özellikle Tunç Çağı temsil edilmiş : Gerçek ihmal dönemi tasdik edilmeksizin (yaklaşık M.Ö. 3200-1600), Antik Bronz ve Orta Bronz Çağına denk gelen, yaklaşık 1500 yıllık Arkeolojik sekansı çıkartılmıştır. Son zamanlarda popüler teorileri yalanlamış, site işgalinde böylesine bir süreklilik, büyük iklim krizinin sonucunda yeni çağdan önce, 3 binyılın sonunda, Yukarı Mezopotamya’nın yaygın siyasetinin çöküşüne itmiştir.

    Araştırma ve tez projeleri

    Atelier "Ben U Sen, quartier illégal consolidé. Potentiels d'évolution d'un quartier autoconstruit"
    organisé par l'association Les Ateliers Internationaux de Maitrise d'oeuvre urbaine de Cergy-Pontoise du 9 au 22 octobre 2011 à Diyarbakır

    Deniz BEYAZIT, "Le décor architectural Artuqide en pierre de Mardin placé dans son contexte régional : contribution à l’histoire du décor géométrique et végétal du Proche-Orient des XIIe – XVe siècles" Thèse d'histoire de l'art effectuée à l'Université Paris I Panthéon - Sorbonne sous la direction d'Alastair Northedge. Soutenue le 23 novembre 2009

    Thomas LORAIN"L'architecture militaire de Diyarbakır entre les Xe et XIIIe siècles : entre nécessité défensive et ostentation" Thèse d'histoire effectuée à l'EPHE sous la direction de Jean-Michel Mouton, soutenue le 15 novembre 2011

    Benoît MONTABONE, "La cohésion territoriale en périphérie de l’Union européenne : les enjeux du développement régional en Turquie" Thèse en géographie/aménagement sous la direction de Guy Baudelle. Soutenue le 29 novembre 2011

    Pierre RAFFARD, "Migrations intérieures et citadinités à Istanbul : le rôle des pratiques alimentaires dans la territorialisation des communautés migrantes", Thèse de géographie effectuée à l'Université Paris IV Panthéon-Sorbonne sous la direction de Gilles Fumey

     Referans site

    {module All Weblinks - güneydoğu anadolu}

    Kaynakça unsuru

    La ville de Mardin dans Paranın Cinleri de Murathan Mungan Travail bibliographique effectué à l’IFEA, mars-avril 2013 par Sylvain Cavaillès
    Télécharger le document

    Arhan F. (2001), Diyarbakırspor’un 33 yılı. Geri Pas, İstanbul, Sî.

    Bağlı M. & Binici A. (2005), Kentleşme Tarihi ve Diyarbakır Kentsel Gelişimi, Ankara, Bilim Admı Yayınları.

    Beysanoğlu Ş. (1963), Bütün Cepheleriyle Diyarbakır, İstanbul, Şehir Matbası.

    Beysanoğlu Ş.(1998), Anıtları ve Kitâbeleri ile Diyarbakır Tarihi. Başlangıçtan Akkoyunlar’a kadar, Diyarbakır, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Yayınları.

    Diken Ş. (2011), Diyarbekir is Waving Its Hands, Ankara, Lîs.

    Diken Ş. (2002), Sırrını Surlarına Fısıldayan Şehir: Diyarbakır, İstanbul: İletişim.

    Gambetti Z. (2009), “Decolonizing Diyarbakir: culture, identity and the struggle to appropriate urban space”, in Kamran Asdar Ali and Martina Rieker (eds), Comparing Cities: The Middle East and South Asia, Karachi, Oxford University Press, p. 95-127.

    Karan C. (2010), Diyâr-ı Bekir ve Müslümanlarca Fethi, Ensar, İstanbul.

    Korkusuz Ş. (Ed.) (1999), Bir Zamanlar Diyarbekir. Zamanlar, Mekanlar, İnsanlar, İstanbul.

    Lorain T. (2011), L'architecture militaire de Diyarbakır entre les Xème et XIIIème siècles: entre nécessité défensive et ostentation, thèse en histoire sous la direction de Jean-Michel Mouton, EPHE, Paris.

    Margosyan M. (1994), Gâvur Mahallesi, İstanbul, Aras.

  • Jeanine Abdul Massih - Cyrrhus'te Helenistik ve Bizans Dönemi (Kuzey Suriye) : 23/03/2011

    Seminer "Zaman İçinde İnsanoğlunun Barınağı olarak Konut "
    31 Mart 2011 Çarşamba saat 17:30'da, IFEA'da,
    Jeanine Abdul Massih (Lübnan Üniversitesi, Cyrrhus Lübnan-Suriye Misyonu)
    "Cyrrhus'te Helenistik ve Bizans Dönemi (Kuzey Suriye) "
    Sunum dili Fransızca'dır.

  • Jeanine Abdul Massih - Époque hellénistique et Byzantine à Cyrrhus (Syrie du Nord) : 23/03/2011

    Séminaire "L’habitation, l’abri de l’homme à travers les âges"
    Jeudi 31 mars 2011 à 17h30 à l’IFEA
    Jeanine Abdul Massih (Université Libanaise, Mission Libano-Syrienne de Cyrrhus)
    " Époque hellénistique et Byzantine à Cyrrhus (Syrie du Nord) "
    Intervention en français

  • Karadeniz Bölgesi

    karadeniz

    Fransız kazı ve arkeolojik Çalışmalar  
    Kaynakça unsurları Araştırma ve Tez projeleri

    Fransız kazı ve arkeolojik çalışmalar

    Kastamonu

    carte kastamonuKastamonu bölgesinde arkeolojik keşif (1995-1998)

    Aslı Erim-Özdoğan (Istanbul Univ.), Catherine Marro (UMR 5133), Aksel Tibet(IFEA)
    İstanbul Üniversitesi işbirliğiyle yapılan arkeolojik keşfin amacı, Kafkas, Anadolu ve Balkanlar arasındaki kültürel etkileşim sorunsalı çerçevesinde, protohistorya ve Hitit siteleri sayımıdır.

    Daha fazla bilgi için : 1995-1997 yılları arası kampanya sonuçlarıAnatolia Antiquada yayınlanmıştır.

    Sinop

    Zeytinlik ve Demirci bölgeleri çömlek/ amfora atölye kazıları (1994-1997, 2000)

    Yvon Garlan (Reims Univ.), Dominique Kassab-Tezgör (Bilkent Univ.), İsmail TatlıcanFuat Dereli (Sinop Müzesi)sinop
    Sinop’un 15 km güneyinde bulunan, Demirci köyündeki çömlek/ amfora atölye kazısı, bu bölgenin Roma fırın morfolojisi öğrenmeyi ve 2. veya 3. yy. ya da 6. veya 7 yy. da üretilmiş Sinop’un amfora tipolojisini tanımlamayı sağlamıştır. Karadenizin diğer kazı alanlarına, Akdeniz ve hatta İtalya’ya yapılan çömlek/amfora ihraç takibi, Sinop’un ticari ağına değer katmış. Kültür ve Turizm Bakanlığı işbirliği ile başka araştırma ve projeler çalışmalara eklenmiş, Demirci köyünde bulunan fırının benzer bir örneği, Bilkent Üniversitesi öğrencileri tarafından yeniden inşa edilmiş ve Fransız-Türk misyon atölyesinde kazılara ayrılan odada sergilenmiş. Sinop’ta, şehrin en yeni çalışmaları dahil olmak üzere hepsini bir araya getirmek amacı ile, 2009 yılında, Uluslararası bir sempozyum yapılmış. Aynı zamanda, 2006 yılında bir takım uluslararası oturum (PATABS) (Production and Trade of the Black Sea Amphorae) Trabzon’a ve Batum’a açılmış. Son olarak, Roma döneminde Karadeniz bölgesine kurulan çömlek/amfora kompleksi içinde üretilen ve Türkiye'nin kuzey kıyı müzelerinde muhafaza edilmek üzere, geliştirme aşamasında olan yeni bir proje eklenmiştir.


    Daha fazla bilgi için : Araştırma raporuRencontres d’Archéologie birinci ciltlinde mevcuttur,HAL-SHSde çevrimci olarak mevcuttur. AyrıcaLes timbres céramiques sinopéens sur amphores et sur tuiles trouvés à Sinope. Présentation et catalogue [Varia Anatolica XVI]’a bakınız.  

    Tokat

    sulusaraySulusaray / Sebastopolis-Heracleopolis kaplayan geniş bir nehrin merkezini’de, Türkiye Cumhuriyeti'nin sınır bölgesinin kuruluşuna kadar ve önemli bir akımın kesişim noktasıdır. Tarihi araştırmalar ve Sulusaray sitesinde yapılan arkeolojik kazılar, Sebastopolis/Heracleopolis Antikçağ ile eşleşen, Hitit döneminden beri yaşam olduğunu göstermekte. Muhtemelen, daimi bir yaşamın olduğu yazılı kaynaklardan ve arkeolojik kalıntılardan silinmiştir.

    Daha fazla bilgi için : Ali Alkan,Sebastopolis Antik Kenti (Tokat-Sulusaray)Yüksek lisans tezi, Ankara Univ. 2004.

    Sulusaray (Sebastopolis du Pont) sitesinde Fransız-Türk Epigrafik keşif (1988)

    Birsel Özcan (Tokat müzesi), Brigitte Le Guen-Pollet (Paris VIII Univ.), Bernard Rémy (Grenoble II Univ.), Michel Amandry (BnF)

    Konstantinopolis Filoloji Yunan Derneğine, 1872 yılında üye olan D. Damon tarafından belirlenen ve kentin mevcut kalıntıların zenginliğini belirlemiş.

    Araştırma, Roma ve Paleo Hıristiyan döneminden 36 yeni yazıt ortaya çıkarılmasını sağlamıştır.

    Daha fazla bilgi için :Premières inscriptions publiées (yayınlanan ilk yazılar) veLe Guen-Pollet B. Sulusaray (Sebastopolis du Pont).Epigraphica Anatolica sitesinin edebi belgeleri ve yazıları yayınlandı, 13, 51-86.

    Sulusaray-Sebastopolis du Pont kazısı (1990)2aflavonius

    Birsel Özcan (Tokat müzesi), Jacques des Courtils (Bordeaux III Univ.),Brigitte Le Guen-Pollet (Paris VIII Univ.), Bernard Rémy (Grenoble II Univ.)

    Site 1987 ve 1990 yılları arasında kazılmıştır ve son kampanya Jacques de Courtils başkanlığında, Fransız takımı işbirliğiyle yürütülmüştür.

    Şehir merkezi olmasından dolayı, kalıntı ve döküntülerin birikiminden oluşan höyükler en az Hitit dönemine uzandığı tahmin edilmektedir. Hitit döneminden Osmanlı dönemine ulaşmış, bazıları birkaç metre yükseklikte muhafaza edilmiş, yasam izlerini gösteren kalıntılar, gün yüzüne çıkartılmıştır. Özel yapılar ham toprak ile inşa edilirken, aksine büyük kamu binaları taştan yapılmıştır.

    Daha fazla bilgi için : Eski ve yeni çalışmalara ayrılan iki makaleAnatolia Antiqua XVIIIda bulunmaktadır.
    Kazı kampanya sonuçlarıRemy B. (dir.) Pontica I : Recherches sur l'histoire du pont dans l'antiquité [Varia Anatolica VI]’da yayınlanmıştır.

    tertreSulusaray Sebastopolis araştırma projesi. 5000 yıllık hayat ve insanın çevre ile ilişkilisi. Site ve toprağı çalışması. Toplum, ekonomi, tarih (2009-2010, 2011-2012)

    Markus Kohl (HALMA - UMR 8142)

    Çekerek nehrinin vadisinde, antik Skylax şimdiki ismiyle Sulusaray, batıdan doğuya ve kuzeyden güneye eski ve önemli yolların kesiştiği bir hoyuk bulunmakta. Tarihi araştırmalar ve arkeolojik kazılar, en az Hitit döneminden beri yasam olduğunu ve Sulusaray (Sebastopolis/Héracléopolis) antikçağ ile eşleştiğini göstermektedir. Muhtemel daimi bir yaşamın olduğu, yazılı kaynaklardan ve arkeolojik kalıntılardan silinmiş olması mümkündür. Site’nin kültürel mirası ve çevresi, jeolojik ve biyolojik perspektifle, arkeolojik, mimari ve kentsel perspektifle bize, Turizmi geliştirmek için öneriler sunmamızı sağlamıştır. Farklı türlerde turlar tasarlaması, ziyaretçinin uyguluğu ve ilgisine göre, her duruma uygun bir dizi açıklayıcı görsel ve pankartlarla başlatmıştır. Site’nin dokusuna uygun bir logo tasarlamak, doğası ile uyum içinde renkler, ilgi çekici bir sayfa düzeni, özlü ve kolayca anlaşılabilir metinler, tamamlayıcı resimler ve özellikle her pankart üzerine tarihsel bağlamda her öğeyi tanımlamak için zaman ölçeği bulunan bir çizelge eklemeyi amaçlamaktadır.

    Daha fazla bilgi için :Araştırma raporuRencontres d'Archéologie birinci ciltlinde mevcuttur,HAL-SHSde çevrimci olarak mevcuttur.

    Araştırma ve Tez projeleri

    Nicolas Elias « Musiques et danses des montagnes pontiques » Thèse effectuée au Centre de recherche en Ethnomusicologie (LESC-CNRS) sous la direction de Jean During

    IFEA'nın belleği

    Yvon GARLAN (avec la collaboration de Hikmet KARA); Les timbres céramiques sinopéens sur amphores et sur tuiles trouvés à Sinope. Présentation et catalogue [Varia Anatolica XVI] 2004

    Michel AMANDRY et Bernard REMY, Pontica II, Les monnaies de l’atelier de Sébastopolis du Pont, [Varia Anatolica X] 1999

    Bernard REMY, Pontica I. Recherches sur l’histoire du Pont dans l’Antiquité, (= Mémoires IX du Centre Jean Palerne de l’Université Jean Monnet de Saint-Etienne et du Centre d’Etudes et de Recherches sur l’Antiquité de l’Université de Savoie), [Varia Anatolica V] 1991

    M. Bazin, S. Kançal, J. Thobie, Y. Tekelioglu, coord., Méditerranée et mer Noire entre mondialisation et régionalisation. Actes du colloque international d'Antalya, 11-13 septembre 1997, [Varia Turcica 35], 2000

    Paul Moraux, Une imprécation funéraire à Néocésarée, [Bibliothèque Archéologique et Historique de l'Institut Français d'Archéologie de Stamboul 4] 1959

    Kaynakça unsurları

    Les ouvrages signalés en bleu sont disponibles à la bibliothèque de l'IFEA

    Bakırezer Güven, Demirer Yücel (dir.), Trabzon'u anlamak, İletişim, 2009
    Biryol Uğur (dir), Karardı Karadeniz, İletişim, 2012.
    Brendemoen B., The Turkish dialects of Trabzon: their phonology and historical development. Wiesbaden : Harassowitz, 2002, 2.vol.
    Bruneau Michel (ouvrage collectif), Les Grecs pontiques : diaspora, identité et territoire, Paris, Editions du CNRS, 1998.
    Bryer Anthony, « Greeks and Turkmens: The Pontic Exception » in Dumbarton Oaks Papers, Vol.29, Harvard University, 1975.
    Bryer Anthony, The Empire of Trebizond,Varius Reprints, London, 1980.
    Bryer Anthony, Winfiel David, The monuments of Pontusvol. I et II, Dumbarton Oaks Studies, Washington, 1985.
    Bryer Anthony, Peoples and Settlement in Anatolia and Caucasus, Varius Reprints, London, 1988
    De Planhol Xavier, « À travers les chaînes pontiques », Bulletin de l’Association des Géographes Français n°311-12, 1963.
    Duman Mustafa, Trabzon Halk Kültürü, Heyamola yayınları, 2011.
    Hann Chris, Beller-Hann Ildiko, Turkish region : State, Market and Social Identities on the East Black Sea Coast, School of American Research Press, 2001 TURC
    Meeker Michael E., A Nation of Empire, The ottoman legacy of Turkish modernity, University of California Press, 2002.
    Meeker Michael E., “The Black Sea Turks: some aspects of their ethnic and cultural background”, International Journal of Middle East Studies, Vol. 2 n°4, Cambridge University Press, 1971.
    Stokes Martin, « Hazelnuts and lutes: Perceptions of changes in a Black Sea Valley » in Paul Stirling, éd, Culture and Economy : changes in Turkish villages.
    Şenel Süleyman, Trabzon bölgesi halk müsikisine giriş, Istanbul : Anadolu Sanat yayınları, 1994.
    Toumarkine Alexandre, Les Lazes en Turquie (XIXe-XX siècles), Cahiers du Bosphore XI, Les éditions Isis, 1995, Istanbul.
    Yerasimos Stéphane, « La communauté grecque de Trabzon au XIXème siècle », Hommes et idées dans l'espace ottoman, Les éditions Isis, 1997, Istanbul
    Zaman Mehmet, Doğu Karadeniz Kıyı Dağları’nda Yaylalar ve Yaylacılık, Atatürk Üniv. Yay. No: 960, Fen-Edebiyat Fak. Yay. No: 105, Araştırma serisi No: 75, Erzurum, 2007
  • Kelainai - Apamea Kibôtos

    kelainaiLes recherches à Kelainai-Apamea Kibôtos sont autorisées par le Ministère de la Culture de Turquie et placées sous la responsabilité du directeur du Musée archéologique d’Afyonkarahisar M. ÜYÜMEZ

    Les directeurs scientifiques sont A. Ivantchik, A. von Kienlin et L. Summerer

    Ce projet se propose de fournir une étude interdisciplinaire fondamentale pour la connaissance de l'histoire et de l'archéologie de la région frontalière entre Phrygie et Lydie qui n'est pratiquement pas étudiée. L’objet principal de l'étude est la ville et la résidence royale de Kélainai/Apamée Kibôtos, moderne Dinar (Turquie). Malgré son importance historique, la ville ne fut jamais l'objet d'une étude archéologique approfondie. Notre projet, cofinancé par l'ANR et la DFG depuis 2008, représente la première tentative d'une étude systématique de ses vestiges antiques.
    L'un des buts du projet est d'étudier le processus d'urbanisation de cette région de la Phrygie occidentale. Cette étude nous fournira des données importantes non seulement sur la culture urbaine achéménido-phrygienne, mais également sur le développement des nouvelles fondations hellénistiques en Asie Mineure. Kélainai étant la seule résidence royale connue des Achéménides en Anatolie, son étude est d'une grande importance pour l'histoire de l'ensemble de l'Asie Mineure. Ce projet nous offre aussi la possibilité d’aborder les relations entre la culture locale de la Phrygie occidentale et la culture perse et grecque dans le contexte de l'Empire, puis des royaumes hellénistiques : dans quelle mesure l'urbanisme de Kélainai avait-il un caractère étranger à la région et portait-il une empreinte perse et grecque, et dans quelle mesure les traditions locales ont-elles également trouvé ici leur expression ? Enfin, le développement de ce centre culturel et économique majeur aux époques romaine et byzantine représente également l'un des centres de nos intérêts.

    En savoir plus…

  • L. Karlsson, J. Blid, O. Henry Labraunda 2011. A preliminary report on the Swedish excavations with an appendix by R. Hedlund

    L. Karlsson, J. Blid, O. Henry "Labraunda 2011. A preliminary report on the Swedish excavations with an appendix by R. Hedlund" in Opuscula : Annual of the Swedish Institutes at Athens and Rome no5, 2012

    Abstract

    The main goals of the 2011 campaign were the excavation of the Kepez tower, the West Church and the necropoleis. The tower of Kepez was excavated and black-gloss pottery indicates a date in the 3rd century BC.
    The 2011 excavations in the West Church uncovered three Late Roman and Byzantine building phases. Among the finds from Late Antiquity was a well-preserved glass lamp with a Greek inscription and a marble figurine, possibly representing an apostle or a saint. The excavations in the necropolis uncovered eleven tombs in the Area 5B, located along the Sacred Way, completing the excavation initiated in 2010. New tombs were discovered in the territory east and south of the sanctuary. Finally, the three stone sarcophagi inside the Built Tomb were moved in order to facilitate complete excavation and the cleaning of all the interior space of this monumental tomb. The conservation of architectural marble was continued and included the conservation of an Ionic column capital and an anta capital from Andron B. Thomas Thieme and Pontus Hellström prepared the publication of the andrones.

  • L'Asie Mineure antique

    Cultures matérielles et identités locales

    Site officiel : www.labraunda.org

    Responsable : Olivier Henry (IFEA)

    Ce programme de recherche vise à analyser la définition et l’évolution des identités locales à travers les grands bouleversements qu’a connus l’Asie Mineure de la période archaïque à la période hellénistique.
    Cet axe de recherche s’intéresse principalement à la région de la Carie et s’organise autour de la période clé durant laquelle la dynastie des Hékatomnides régnait sur la région. Ni Grecs, ni Perses, les membres de cette dynastie, dont le plus fameux est Mausole, furent portés à la tête de la satrapie carienne par le pouvoir central perse. Pourtant ils sont aujourd’hui considérés comme les chantres de l’hellénisme et Mausole et son frère, Idrieus, comme les prototypes des futures royautés hellénistiques. Le 4e s. av. J.-C. a vu se développer en Carie une culture matérielle flamboyante (e.g. le Mausolée) ni grecque ni perse mais dont l’originalité repose sur l’interaction de ces deux sociétés avec une identité locale forte. Ces conditions particulières de l’expression d’une identité locale en font un parfait cas d’étude pour qui s’intéresse aux interactions entre cultures/identités locales et influence extérieure.

    Cet axe de recherche s’appuie sur deux approches.

    La première concerne le milieu funéraire et vise à définir les conditions du développement de la construction funéraire monumentale à la fin de la période classique, tout en analysant l’évolution du rôle de la tombe dans la pratique rituelle funéraire.
    L’épigraphie funéraire mylasienne est riche d’une centaine d’épitaphes, datées entre l’époque hékatomnide et l’époque impériale. Leur lecture attentive fait ressortir un certain nombre d’aspects, dont la présence récurrente des Daimones Agathoi. Quelles sont ces divinités funéraires ? En quoi sont-elles « bienfaisantes » ? Sont-elles expressément figurées sur les différents types de monuments funéraires présents dans la chôra mylasienne ?
    Pourquoi les retrouve-t-on si fréquemment mentionnées, non seulement à Mylasa, mais plus généralement dans le Sud-Ouest de l’Asie Mineure ? Faut-il les comprendre comme un exemple de transfert culturel ? Peut-on les comparer à d’autres divinités funéraires attestées dans l’épigraphie du monde grec ?
    C’est pourquoi, dans le cadre de notre axe de recherche consacré à la culture carienne, il peut être intéressant de mettre en rapport, par l’étude de cette formule d’appel présente dans les épitaphes mylasiennes, les aspects funéraire et religieux avec l’architecture de cette région pour comprendre les stratégies mises en place par les vivants pour tenter d’assimiler le chaos qu’engendre la mort.

    Le volet épigraphique de ces recherches est placé sous la responsabilité de Damien Aubriet, chercheur associé à l’IFEA.

    La seconde approche s’intéresse à l’évolution d’un haut lieu de la culture carienne, le sanctuaire de Zeus Labraundeus (Olivier Henry et Baptiste Vergnaud). Transformé au 4e s. av. J.-C. par les Hékatomnides afin d’en faire une vitrine de la puissance politique, culturelle et économique de la dynastie, le statut de ce site passe très rapidement d’un petit sanctuaire local, attaché à la ville de Mylasa, à celui d’un grand sanctuaire pan-carien. Loin de cesser ses activités après la disparition des Hékatomnides, le sanctuaire continue de connaître une activité très riche jusqu’au milieu de la période byzantine. Les fouilles de ce sanctuaire, entamées en 1948, ont prouvé la richesse du site tant du point de vue architecturale que culturelle. Elles se poursuivent aujourd’hui dans une collaboration Franco-Suédo-Turque, soutenue par le Ministère Français des Affaires Etrangères et Européenne. L’intérêt de ces investigations tient dans plusieurs points : la pérennité de ce sanctuaire extra-urbain qui su traverser les siècles et perdurer sur plus d’un millénaire ; la remarquable élasticité de son culte qui d’anatolien passa d’abord à une divinité de type grecque puis chrétienne ; l’étonnante conservation des vestiges, uniques témoins d’une riche ‘stratigraphie culturelle’.

    LaCarie antique, à la croisée des chemins entre hautes terres et mer

    Responsables :Koray Konuk, chercheur associé IFEA, UMR 5607 etRaymond Descat, IFEA

    Ce programme vise à mieux connaître la géographie historique de la Carie antique. Située au carrefour de plusieurs civilisations (Grecque, Perse, Egyptienne, Chypriote, Rhodienne, autochtone carienne), la Carie est aussi localisée au carrefour d’importantes voies de communication du monde Egéen. De très nombreuses zones de son territoire escarpé sont encore très mal connues, il est donc important de procéder à des études de terrain micro-régionale afin de dégager une image pertinente de l’organisation du territoire et des interactions culturelles, politiques, économiques à l’œuvre.

    - prospection « A l’Est d’Halicarnasse »
    - projet de prospection archéologique à Syangela/Theangela

    Collections monétaires

    Responsable :Koray Konuk, chercheur associé IFEA, UMR 5607

    Ce programme vise à publier les collections monétaires anciennes issues des fouilles archéologiques et des collections privées. Ces études sont relativement peu représentées en Turquie, bien que les monnaies soient une importante source pour la connaissance des pratiques économiques et politiques des sociétés anciennes. Publier ces collections permet de mettre à la disposition du monde de la recherche un important matériel de réflexion.

    - publication des monnaies de fouilles (Erythrée, Téos)
    - publication de collections privées et publiques (Musée de Bodrum, SNG Turquie 2)

  • Letôon

    letoon

     

    Localisation du site :Préfecture d’Antalya. Côte lycienne.

    Responsable de la mission : Laurence CAVALIER, maître de conférences histoire de l'art antique, Univ. Bordeaux 3

    Email: Cette adresse e-mail est protégée contre les robots spammeurs. Vous devez activer le JavaScript pour la visualiser.

    Epoques concernées: Lycien, Hellénistique, Romain, Romain tardif et byzantin.

     

     

    Les sites de Xanthos et du Létôon forment l’un des plus remarquables ensembles archéologiques de Turquie et figurent sur la liste du Patrimoine Mondial établie par l’UNESCO. Ils sont localisés sur la côte sud de la Turquie, dans l’antique Lycie, et furent découverts en 1838 par un voyageur britannique, Charles Fellows. Au cours de plusieurs expéditions successives, il emporta à Londres une riche moisson de statues, bas reliefs et pièces d’architecture, exposés au British Museum. La fouille proprement dite n’a commencé qu’en 1950, sous l’égide du Ministère des Affaires étrangères et a continué depuis sans interruption. Elle est actuellement placée sous la direction de Jacques des Courtils, professeur à l’université de Bordeaux. L’exploration archéologique de ces deux sites bénéficie aussi du soutien du CNRS et de diverses associations, ainsi que de la collaboration d’universitaires canadiens. L’intérêt particulier du projet consiste dans la découverte des vestiges d’une civilisation originale : il s’agit d’une cité et d’un sanctuaire fondés par un peuple indigène anatolien, les Lyciens, qui ont reçu l’influence du monde grec et du monde perse. Cette situation particulière en fait un point d’observation essentiel de l’histoire des civilisations de la Méditerranée orientale depuis le 1e millénaire avant JC jusqu’au Moyen-Âge.
    En savoir plus...

     

  • Marmara Bölgesi

    marmara

    Fransız araştırmacıların gerçekleştirdiği arkeolojik kazı çalışmaları

    Araştırma Projeleri 

     

    Fransız araştırmacıların gerçekleştirdiği arkeolojik kazı çalışmaları

     

    Bursa

    Alix Barbet (ENS), Selçuk Şener (Ankara Univ., Başkent Meslek Yüksekokulu, Restorasyon ve Konservasyon Bölümü) Zengin duvar resimlerine sahip anıt mezar, Hristiyanlık öncesi döneme (M.Ö. 4-5.yy) ait olup, 1967 yılında keşfedilmiştir. Mezar yağmacılarının iki kez tahrip ettiği anıt mezarın tasvirini, 1974 yılında N. Fıratlı kaleme almıştır. 1997 yılındaki çalışma ile anıtın durumunu tespit edilmesi ve restorasyonu ile ilgili bir ön fikir edinilmesini amaçlanmıştır.

    Tay portalinde sit alanı ve konu ile ilgili kaynakça bilgisine Fransızca ve İngilizce dillerinde ulaşabilirsiniz.

      

    bithynie lefort

    Ortaçağ’da Bitinya konulu çalışmalar (1989-1994 yılları arasındaki yüzey araştırmaları) Jacques Lefort (EPHE)

    Bu proje aracılığıyla, ilk insanlardan Ortaçağ’a Bitinya’nın yerleşim tarihi ortaya konulmaya çalışılmıştır (4-16. yy).

    Daha fazla bilgi için bkn: B. Geyer, J. Lefort (müd.). La Bithynie au Moyen Âge, [Réalités byzantines 9], P. Lethielleux, Paris 2003

    Bursa, Yalova

    Güney Marmara kıyılarıdaki Bizans manastırları konulu çalışmalar (2004-2009 yılları arasındaki yüzey araştırmaları)

     

    carte monasteres

    Çalışmayı, 2004-2008 yılları arasında Paris 8 Üniversitesinden emekli Marie-France Auzépy, ardından da Olivier Delouis (CNRS UMR 8167) yürütmüştür.

    Marmara’nın güney kıyılarındaki Bizans kalıntıları araştırılıp, sistemli bir şekilde resimlenmiştir. Seyahatname ve azizlerin yaşantısının hikâye edildiği metinler sayesinde önceden tespit edilen ve çeşitli yüzey araştırmaları sırasında, bölgedeki özellikle 8-9. Yüzyıla ait Bizans manastırlarının çizimleri yapılmıştır. Çizimi çıkartılan kalıntıların incelenmesi ve Bursa Müzesi dükkanlarının ziyareti 2009 yılında gerçekleşmiştir.
    Daha fazla bilgi için :

    Bu çalışmanın ön sonuçları her yıl Anatolia Antiqua içinde yayımlanmıştır. Fransa Dışişleri Bakanlığına 2005-2008 yılları arasında sunulan raporlara HAL - SHS bağlantısı üzerinden ulaşılabilir.

    Tekirdağ

    Ganos kazısı (1991-1993)

    gunsenintypes

    Nergis Günsenin (Univ. Istanbul)
    Bugünkü Hoşköy ve Gaziköyü mahallelerine tekabül eden Ganos’ta amfora atölyesi kazısı yapılmıştır. Bizans döneminde çömlek üretimi şarap ticareti ile yakından ilgilidir. Ganos’ta üretilen amforaların tüm Marmara Denizi kıyılarına, Karadeniz, Ege ve Akdeniz’e yayıldığı kesinleşmiştir. 
    Hoşköy ve Gaziköyü, Jeofizik araştırması, Profesör Albert Hesse’nin katılımıyla, 1993 yılı yazında gerçekleşmiştir.

    Sonuçlar Anatolia Antiqua ve Araştırma Sonuçları Toplantısı’nda yayımlanmıştır.

     

    Marmara Adası batıklarnıda yüzey ve kazı çalışmaları (1993-2004)

    Nergis Günsenin (Istanbul Univ.)
    islands
    Birbirini izleyen çalışmalar sonucu, 13’ü çeşitli ticari yük gemi kalıntısı olmak üzere, 16 sit alanı gün yüzüne çıkarılmıştır. Arkeoloji, tarih ve ekonomi açısından değerli bilgiler sunabileceği düşünülen Çamaltı Burnu 1 isimli Bizans batığında çalışmalar derinleştirilmiştir. Söz konusu batık, 13. yüzyıla tarihlenen ve çok sayıda amforayı taşıyan bir yük gemisidir.

    Kazı sonuçları Anatolia Antiqua ve Araştırma Sonuçları Toplantısı’nda yayımlanmıştır.

    Araştırma projesi

    Proje Bulgaristan'a mülteci ve Türk göçünün karşılaştırıldığında sürecini ve ayrıca tarihi perspektiften ve bugün çeşitli göç şekillerini incelemeyi amaçlamaktadır.
     Bu bize Avrupa bağlamında tipoloji iskanı tanımlamamızı, ayrıca yerel ve ulusal düzeyde kültürel mirasın inşası için bu toplulukların sembolik kaynakları uygulayarak toplum eğitim süreçlerini izlememizi sağlayacak.
    Balkanlar'da sınır ötesi göçün iki olgusu incelenmiştir : Doğu Trakya toprakları ve soyundan gelen Bulgar mülteciler; 20. yüzyılın ortalarından günümüze kadar, Türkiye'ye tekrar yerleşmiş ve göçmen Bulgar Türkleri.
    Craig Encer liderliğindeki (2010-) “Consuls of the Dardanelles” çevrimiçi ortak araştırma projesi.
  • Martin GODON

    Responsable du pôle Archéologie

    Contact : Cette adresse e-mail est protégée contre les robots spammeurs. Vous devez activer le JavaScript pour la visualiser.

     

  • Mihriban Özbaşaran - Konut ve insan : Aşıklı Höyük : 27/10/10

    Séminaire d'archéologie "L’habitation, l’abri de l’homme à  travers les âges"
    Mercredi 27 octobre 2010 à 17h30 à l’IFEA

    Mihriban Özbaşaran, Güneş Duru (Univ. d'Istanbul, Départ. de Préhistoire)
    "Konut ve insan : Aşıklı Höyük"
    Interventions en turc

  • Mission française de prospection archéologique et épigraphique dans le Golfe céramique (Carie) Responsable: Koray Konuk


    Mission française de prospection archéologique et épigraphique dans le Golfe céramique (Carie)

    Responsable: Koray Konuk


    Equipe: Raymond Descat, Patrice Brun, Alain Bresson, Pascal Lebouteiller, Jean François
    Pichonneau, Olivier Henry, Philip Niewöhner, Stefan Giese, Elif Erdem, Nelly Martin.
    Partenaire: Institut AUSONIUS (CNRS-Université Bordeaux 3).
    Champs d’étude: Épigraphie et archéologie en Carie (provinces de Mugla et Aydin) de l’époque 
    classique à la fin de la période byzantine. Relevé des vestiges, carte archéologique, géographie
    historique, épigraphie, numismatique, synthèse d’histoire régionale.

     

  • Mission Marmara


    Mission de prospection des monastères byzantins sur la côte Sud de la Mer de Marmara

    Chef de mission: Marie-France Auzépy

    Membres de la mission: Ont collaboré à la mission, soit chaque année, soit ponctuellement : Olivier Delouis, Haluk Çetinkaya,  Jean-Pierre Grélois, Michel Kaplan, Anaïs Lamesa, Annie Pralong, Hayri Yilmaz

    L’objectif de la mission est de comparer les données des Vies de saints byzantins avec les données des voyageurs et les traces archéologiques de manière à établir un inventaire cartographié des monastères byzantins sur la côte méridionale de la Mer de Marmara où ils étaient particulièrement nombreux.

    La mission de prospection couvre un territoire relativement vaste, correspondant à une grande partie du champ d’action des moines/saints de la période la plus active du monachisme bithynien (IXe-XIIe siècle) : la partie méridionale de la province

    romano-byzantine de Bithynie, et le Nord-Est de celle de l’Hellespont, grosso modo la région qui s’étend entre l’Uludag/Mont

     

    Olympe et la mer jusqu’à la presqu’île d’Erdek/Cyzique et aux îles qui la prolongent. La mission comprend des campagnes de 15 jours (fin août/début septembre) pendant 5 ans.

    Les campagnes 2005 et 2006 ont permis de découvrir un certain nombre de sites monastiques inconnus : Kilise Mevkii près d’Arnavutköy, sur la côte Sud du Golfe d’Izmit, Ayazma à l’entrée du Golfe de Gemlik, sur sa côte sud, Sizvi un peu plus à l’est sur cette même côte, Gebekilise sur le Karadere près de la ville de Karaçabey, Dagyurt sur la rive gauche du Kocadere, proche aussi de Karaçabey. La connaissance de la Bithynie byzantine s’est aussi enrichie grâce à la découverte d’établissements portuaires (Ketenderesi, Kapanca, sur la côte sud du Golfe de Gemlik) et d’établissements fortifiés (Dedebayırı près de Karaçabey).

    La mission, a commencé en 2004 et est financée par le MAE depuis 2005 ; elle a des partenariats scientifiques avec le Centre de recherche d’Histoire et Civilisation de Byzance (UMR 8167 Orient-Méditerranée) et avec l’IFEA à Istanbul qui contribuent également à son financement.

     




    Présentation détaillée

    La mission a prospecté la partie de la Bithynie qui a la forme d’un grand rectangle entre la chaîne de montagne de l’Olympe (Uludag) et la côte sud de la

    Marmara. Commencée par la région côtière, elle a permis d’identifier un monastère décrit dans une Vie de saint, le premier monastère de Nicéphore de

    Médikion, au sud de Tiriliye/Trigleia/Zeytinbagı et de découvrir deux monastères inconnus, Kilise Mevkii près d’Arnavutköy, sur la côte sud du Golfe d’Izmit,

    et Ayazma à l’entrée du Golfe de Gemlik, sur sa côte sud. Kilise Mevkii a livré un matériel tardoantique de grande qualité dont des chapiteaux aux chevaux qui semblent être des hapax (Fig. 1 et 2);

     

     



     

     

     

     

     

     

     

    et le site a été occupé par un établissement religieux du Ve au XIXe siècle. Ayazma est un monastère d’époque médiobyzantine qui a livré un riche matériel (opus sectile, verre, céramique, marbre) et qui semble avoir été occupé également à l’époque ottomane (Fig. 3 et 4).

     

    Le monastère de Sivzi, connu des érudits grecs du XIXe siècle, a également été prospecté et est remarquable par ses infrastructures portuaires. Sur la côte sud du Golfe de Gemlik, des établissements portuaires (un emporium à Kapanca [Fig. 5], un établissement peut-être militaire à Ketenderesi) ont été découverts, dont il n’existe pas de mention dans les textes. Ces découvertes font comprendre qu’un maillage d’établissements portuaires, commerciaux, urbains ou monastiques, distants de quelques kilomètres, existait tout au long de la côte sud du Golfe de Gemlik, et que les monastères étaient des acteurs économiques importants de la vie économique maritime. D’autre part la mission a prospecté une route reliant l’emporium de Kapanca au piémont de l’Olympe, et notamment au village de Tahtalı, qu’un des membres de la mission, Jean-Pierre Grélois, identifie avec assez de vraisemblance avec la cité byzantine, jusqu’ici non localisée, d’Éristè (Fig. 6); des blocs byzantins, la plupart provenant d’églises (plaques et piliers de chancel, chapiteaux), sont présents dans les villages qui bordent cette route (Fig. 7).

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Si la prospection du piémont et des contreforts de l’Olympe a été jusqu’ici assez peu fructueuse du point de vue byzantin, en dehors du village de Tahtalı, on y a cependant prospecté la cité hellénistique et romaine de Güngören/Armutalan. En revanche, la région de Karaçabey, prospectée en 2006 s’est montrée riche en restes byzantins dont certains peuvent être assurément des monastères :

    - Gebekilise sur le Karadere est un établissement de plaine, où il y eut sans doute une église et où a été récoltée de la céramique byzantine du XIIIe s.

    - Dagyurt sur la rive gauche du Kocadere domine la vallée et est un établissement de grande taille (village ?) où se trouvait une église au matériel riche et varié (fresque, plate-forme d’ambon) (Fig. 8 et 9)

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    - Kiliseyeri, situé le long du KocaDere avant le delta, est un site occupé de l’Antiquité tardive (blocs) au XIIIe siècle au moins (céramique), où se trouvait une église.

    Publications

    1.- Marie-France Auzépy, Olivier Delouis, Jean-Pierre Grélois, Michel Kaplan,  « À propos des monastères de Médikion et de Sakkoudion », Revue des Études Byzantines 63, 2005, p. 183-194

    2.- Marie-France Auzépy, « Survey of the Byzantine Monasteries of the South Coast of the Sea of Marmara, 2004 », 23. Arahtırma Sonuçları Toplantısı (20 mayıs-3 haziran 2005, Antalya), Ankara, Kültür ve Turizm Bakanlıgı, 2006, p. 23-34

    3.- Marie-France Auzépy, « Campagne de prospection 2005 de la mission Monastères byzantins de la côte sud de la Marmara », Anatolia Antiqua 14 (IFEA, de Boccard), 2006, p. 369-398

    4.- Marie-France Auzépy, avec la collaboration d’Olivier Delouis, Haluk Çetinkaya, Jean-Pierre Grélois, Michel Kaplan, Annie Pralong, Hayri Yilmaz, « Campagne de prospection 2006 de la Mission Marmara », Anatolia Antiqua 15 (IFEA, de Boccard), 2007, p. 335-369.
    Pour en savoir plus

    La Bithynie au Moyen Âge, éd. B. Geyer, J. Lefort [Réalités byzantines 9], Paris, Lethielleux, 2003

    English abstract

    The Marmara Mission is a 5 years (2004-2008) mission of survey of the remaining Byzantine monasteries on the South Coast of the Marmara Sea. The area is the South of the Roman province of Bithynia, between the town of Bursa and the sea. The purpose is to cross the informations given by the saints'lives, numerous in IXth-Xth centuries, with the remains of the field. The 2005 mission discovered one monastery described in a saint's Life (Nicephorus of Medikion), and two monasteries unknown by the hagiographic sources, one of the midbyzantine period (XIth-XIIIthc., Ayazma/Mesudiye), and the other which was founded in Late Antiquity (IVth or Vth c.) and lasted until XIXth c. (Kilise Mevkii near Arnavutköy). The 2006 mission found numerous unknown byzantine settlements with churches, in the valley of Kocadere, north of Karaçabey : Gebekilise, Dayırt, Kiliseyeri.
  • Moving Stones. Europe’s Neolithic Bridge: Anatolia

    Projet européen « Documenter et diffuser le patrimoine néolithique d’Anatolie, pont culturel vers l’Europe » menée par le Pôle Archéologie de l’IFEA à Istanbul

    L’Institut Français d’Études Anatoliennes à Istanbul (IFEA) a obtenu un financement de l’Union Européenne et de la Turquie dans le cadre de l’instrument d’aide de pré-adhésion à l’Union Européenne afin de réaliser un film documentaire sur le patrimoine néolithique anatolien, en partenariat avec les associations İMEÇE (İnsan, Mekân, Enerji ve Çevre Derneği, Ankara) et BABiL (Toplum Kültür Sanat Çalışmaları ve Belgesel Sinema Derneği, Istanbul).

    Dans le cadre du programme « dialogue interculturel UE-Turquie », ce projet est subventionné à hauteur de 400 000 euros depuis le 1er février 2019. Il vise à mettre en son et en images le patrimoine archéologique anatolien afin d’illustrer l’adoption et le transfert du Proche-Orient vers l’Europe des connaissances  parmi les plus marquantes de l’épopée humaine, la domestication et la sédentarisation. Ainsi, le patrimoine archéologique anatolien sera mis en avant comme preuve du dialogue, de la collaboration et des échanges transfrontaliers continus à toutes les périodes, eux-mêmes éléments moteurs de l’humanité.

    Son lancement a été officialisé le lundi 14 avril 2019 à Ankara, lors d’une réception au Musée archéologique des civilisations anatoliennes suivie d’une formation, toutes deux organisées par l’Institut Yunus Emre. Cette conférence de presse a été l’occasion de présenter les quatre projets qui ont été subventionnés dans le cadre du programme « dialogue interculturel UE-Turquie », dont le projet Be Mobile – Create Together! mené par l’Institut Français de Turquie qui vise à promouvoir les échanges artistiques et culturels. Les projets sélectionnés sont :

    • Connect 4 Creativity (British Council)
    • Moving Stones. Europe’s Neolithic Bridge: Anatolia (IFEA)
    • Diversity in Unity: Intercultural Dialogue Through the Waves of the Danube (Hungarian Cultural Centre)
    • Be Mobile – Create Together! (Institut Français de Turquie)

    Contexte du projet Europe’s Neolithic Bridge

    La période Néolithique, phase terminale de la Préhistoire, débute au Proche-Orient vers le 10e millénaire avant J.-C. et se termine dans cette région du monde au 5e millénaire avant J.-C. Cette période de l’aventure humaine correspond à un changement profond du comportement humain face à la nature. On assiste du passage de la vie humaine nomadique, fondée sur la chasse et la cueillette, à un mode de vie sédentaire, fondée sur l’agriculture.

    Cependant, ce processus, appelé néolithisation, est loin d’être linéaire, est les différents choix de réadaptation de ces modes de vie par les sociétés humaines sont innombrables tout comme leur temporalité. Par exemple, au Proche-Orient, les premiers villages, témoins d’un habitant sédentaire, remontent au 10e millénaire avant J.-C., mais ne pratiquent pas encore ni l’agriculture ni la domestication animale, comme la communauté sédentaire de Mallaha (vallée du Jourdain). Le processus de domestication des plantes et des animaux devient visible dans les vestiges archéologiques uniquement lors des deux millénaires suivant ; et le degré d’intensité de la chasse et de la cueillette par rapport à l’élevage et à l’agriculture varie d’une communauté à l’autre. Rappelons également que la vie nomade ne sera jamais abandonnée par toutes les communautés, comme le prouve à l’heure actuelle, les pratiques de transhumance.

    L’Europe bénéficiera avec 4000 ans de décalage l’adoption de ces innovations proche-orientales. Elles ne se propagent en Europe qu’à partir du 7e millénaire av. J.-C. Située géographiquement en position de carrefour, entre le Proche-Orient et l’Europe, la géographie anatolienne a donc joué un rôle déterminant dans le transfert de ces connaissances entre, d’une part, le Proche-Orient et, d’autre part, le Sud-est de l’Europe et le bassin méditerranéen. Les découvertes archéologiques récentes en Anatolie apportent des débuts de réponses sur les modes et rythmes de diffusion vers l’Europe des changements culturels fondateurs de l’histoire européenne.

    Objectifs

    Alors que les travaux archéologiques de terrain continuent, plus rares sont les efforts pour transmettre ce patrimoine comme preuve du dialogue, de la collaboration et des échanges transfrontaliers continus à toutes les périodes. Grâce à la production et la diffusion de ce documentaire, le projet vise à faire la synthèse sur la néolithisation et la transmettre au public le plus large possible. Les objectifs du projet sont structurés autour de la réalisation d’un documentaire selon les critères suivant :

    • Deux épisodes de 52 minutes;
    • Sous-titrés en trois langues : turc, français et anglais ;
    • La diffusion sera libre de droits ;
    • Ce film sera diffusé à la télévision, lors de manifestations spécifiques et archéologiques tout comme lors de festivals nationaux et locaux ;
    • Toutes les versions linguistiques seront accessibles sur Internet ;
    • À travers la diffusion aussi large que possible du documentaire, contribuer à renforcer le sentiment d’appartenance et la conscience de la nécessité de protéger les sites archéologiques.

    Mise en œuvre

    Un conseil scientifique de 6 personnalités scientifiques turques et européennes pilote la réalisation qui sera implémentée conjointement par l’IFEA avec les partenaires du projet, İMEÇE (İnsan, Mekân, Enerji ve Çevre Derneği) à Ankara et BABiL (Toplum Kültür Sanat Çalışmaları ve Belgesel Sinema Derneği) à Istanbul. Les membres du conseil scientifique sont Martin Godon, précédent pensionnaire scientifique à l’IFEA et membre fondateur du projet; Néhémie Strupler, actuel pensionnaire scientifique de l’IFEA, responsable du projet; Mehmet Özdoğan; Nezih Başgelen; Kumru Arapgirlioğlu; Müge Durusu Tanrıöver; Semih Çelik. Ce consortium supervise :

    • Les prises de vues des sites archéologiques ;
    • La réalisation d’interviews avec les responsables des fouilles et des experts ;
    • La production musicale ;
    • La réalisation de 3 colloques, respectivement à Sofia, Athènes et Istanbul réunissant des spécialistes de la période néolithique pour partager les dernières découvertes archéologiques ;
    • La participation à ce dialogue d’organisations non-gouvernementales;
    • La diffusion régulière sur Internet de séquences issues du tournage ;
    • Le choix de photographies prises lors du tournage pour les exposer en marge du projet ;
    • La campagne d’information dans la presse et les médias avec des bulletins accompagnés de documents visuels sur le projet ;
    • La création d’un site Internet où tous les spots, le matériel audiovisuel et le film documentaire seront présentés en turc, français et anglais ;
    • La réalisation d’interviews filmées avec la population locale ;
    • L’organisation des premières projections à Istanbul, Ankara et Şanlıurfa qui seront accompagnées d’une exposition photographique sur la réalisation du documentaire

    Lieux de mise en œuvre de l’action

    Il est envisagé que le tournage du film et la prise des photographies documentaires soient réalisés sur 26 sites et dans 14 musées à travers la Turquie :

    Région de l’Anatolie du sud-est

    • Körtik Tepe (Diyarbakır), Hasankeyf Höyük (Batman), Gusir Höyük (Siirt), Çayönü (Diyarbakır), Göbeklitepe (Şanlıurfa), Karahantepe (Şanlıurfa), Mezraa Teleilat (Şanlıurfa), Gürcütepe (Şanlıurfa), Boncuklu Tarla (Mardin), Caferhöyük (Malatya)

    Région méditerranéenne

    • Yumuktepe (Mersin)

    Région d’Anatolie centrale

    • Aşıklı Höyük (Aksaray), Köşk Höyük (Niğde), Tepecik Çiftlik (Niğde), Çatalhöyük (Konya), Boncuklu Höyük (Konya), Pınarbaşı (Karaman), La Cappadoce Volcanique (Niğde)

    Région égéenne

    • Yeşilova (İzmir), Ulucak (İzmir), Hacılar Büyük Höyük (Burdur), Lac de Bafa et Montagnes de Latmos (Muğla)

    Région de Marmara

    • Uğurlu (Çanakkale), Aşağı Pınar (Kırklareli), Aktopraklık (Bursa), Yarımburgaz (Istanbul)

    Musées archéologiques

    • À Adıyaman, Aksaray, Ankara, Batman, Burdur, Diyarbakır, Istanbul, Kırklareli, Konya, Malatya, Mardin, Nevşehir, Niğde et Şanlıurfa.

    Conclusion

    Le programme européen « dialogue interculturel UE-Turquie », est une chance pour l’IFEA de réaliser le premier documentaire sur la néolithisation en Anatolie d’envergure internationale. Réunissant scientifiques et curieux, locaux et européens, ce projet vise à être l’écho et le témoin des transferts de connaissances et des échanges interculturel. Ce projet abordera la néolithisation comme un phénomène à découvrir et à comprendre ainsi qu'une occasion de renforcer le sens de la protection du patrimoine.

    Fiche synthétique

    • Titre français : Moving Stones. L’Anatolie, pont culturel vers l’Europe
    • Titre turc : Taşlar Yerinden Oynuyor. Avrupa’nın Neolitik Köprüsü: Anadolu
    • Titre anglais : Moving Stones. Europe’s Neolithic Bridge: Anatolia

    Numéro de contrat :

    TR2014/DG/04/A3-02/03

    Source de financement :

    Union Européenne + Turquie

    Convention de financement :

    IPA II-2014 - BL: 22.02 03 01

    Cadre de l’appel à propositions :

    EuropeAid/159328/ID/ACT/ TR (TR2014/DG/04/A3-02) publiées le 20.02.2018.

    Bénéficiaires :

    ·             IFEA

    ·             İMEÇE (İnsan, Mekân, Enerji ve Çevre Derneği), Ankara

    ·             BABiL (Toplum Kültür Sanat Çalışmaları ve Belgesel Sinema Derneği), Istanbul

    Pourcentage du total des coûts d’action admissibles financé

    90%

    Montant financé

    397.147,12 Euros

    Durée :

    18 mois

    Lieux :

    ·             Turquie (Adıyaman, Ankara,  Aksaray, Batman, Burdur, Bursa, Çanakkale,  Diyarbakır, İstanbul, İzmir, Karaman, Kırklareli, Konya, Malatya, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Siirt, Şanlıurfa),

    ·             Bulgarie (Sofia),

    ·             Grèce (Athènes)

     

  • Myra - Andriakè

    Mission française de Myra-Andriaké Fortifications et défense du territoire | Bibliographie | Galerie photo

    Les travaux qui sont menés sur le site de Myra-Andriakè se font avec le soutien financier du MAE, du CRHIA et du Ministère turc de la culture et du tourisme.

    Responsable :Isabelle Pimouguet-Pédarros, Maître de Conférences, HDR, Histoire ancienne, Université de Nantes, Département histoire, Chemin de la Censive du Tertre, 44000, Nantes. Tel. 02 40 14 13 83.

    E.mail : Cette adresse e-mail est protégée contre les robots spammeurs. Vous devez activer le JavaScript pour la visualiser.

  • Myra - Andriake (güncel değil)

    Myra-Andriake, Kaleler ve Savunma Fransız Çalışma Grubu | Kaynakça |Görseller

    Myra-Andriake alanındaki çalışmalar, Fransa Dışişleri Bakanlığı, Nantes Üniversitesi’nin CRHIA Laboratuvarı ve Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sağladığı maddi destek sayesinde gerçekleşmektedir.

    1. : Prof.Dr. Isabelle Pimouguet-Pédarros, Nantes Üniversitesi Tarih Bölümü

    Université de Nantes, Département histoire, Chemin de la Censive du Tertre, 44000, Nantes

    +33 2 40 14 13 83,Cette adresse e-mail est protégée contre les robots spammeurs. Vous devez activer le JavaScript pour la visualiser.

     

    • onusu

    Araştırma programı, Myra bölgesinin ve buranın limanı Andriake’nin düzenlenmesi ve savunması ile ilgilidir. Ön Asya’nın güneyinde, Antalya’nın yüz kilometre batısında bulunan bu şehir, Xanthos ile birlikte Likya’nın Helenistik ve Roma dönemlerindeki en önemli kentleri arasındadır. Ayrıca sonraki yüzyıllarda, özellikle Bizans devrinde önemli bir yükseliş kaydetmiştir. Myra’daki arkeolojik kalıntılar zengin ve çoktur. Tam da eski şehrin uzandığı alandan günümüze (Likya’nın en büyük) tiyatrosu, yüz öğeleriyle bezenmiş duvar mezarları, agoralar, su sarnıçları, kaplıcalar, bir suyolu ile yıkılmadan yüksekliğini korumuş ambar, rıhtımlar ve mağazalar kalmıştır. Bunlara bir de sayısız kilise ile İÖ.IVyüzyıla ait bir sinagoğu da eklemek mümkündür. Theimiussa, Sura ya da Ision gibi ikincil derecede önem taşıyan yerlerde Antik ve Bizans dönemine ait önemli mimari izler, bilhassa Likya anıt mezarları bulunmaktadır. Bununla beraber, ilginç olan Myra Kenti’nin, kara ve deniz yollarıyla bağlantılı, günümüze ulaşan Antik kalelerinin, topraklar genelinde, merkezden kenarlara doğru uzanan bir savunma ağı oluşturmasıdır.

    Antalya Üniversitesi ile işbirliği

    Nantes Üniversitesi’nden Prof.Dr.I.Pimouguet-Pédarros ile Antalya Üniversitesi’nden Prof.Dr.Nevzat.Çevik, 2002’den bu yana iki kurumun imzaladığı bilimsel işbirliği anlaşması çerçevesinde ortaklaşa çalışmalarını sürdürmektedir. Pisidya ve Likya’da da bu anlaşma dahilinde birçok ortak yayına vesile olacak arkeolojik araştırmalar gerçekleştirmişlerdir. Birbirinden farklı ama birbirini tamamlayıcı alanlarda çalışan iki topluluğu bir araya getiren bu anlaşma hem bilimsel hem de maddi açıdan bağımsız bir ortaklık kurmuştur. I.Pimouguet-Pédarros’un yönettiği Fransız ekip, savaş ve savunma (kaleler, silahlanma, askeriyeyle ilgili simgeler) ile alan ve mekanların düzeni, nüfusun buralara yerleştirilmesi ile ilgilenmektedir. N.Çevik yönetimindeki Türk ekipse geriye kalan belgeleme işleminden sorumludur. Çalışmaların sonuçlarının ortak makaleler şeklinde ve de Anatolia Antiqua ile Adalya dergilerinde yıllık raporlar olarak yayımlanması kararlaştırılmıştır. Nantes Üniversitesi öğrencileri ile diğer Fransız üniversitelerinin öğrencilerinin çalışmalarla yakından ilişki içinde olmaları öngörülmektedir. Bunlar arasında sit alanı sayesinde önemli bir deneme ve öğrenme imkanı yakalayan bina arkeolojisi alanında uzmanlaşan master öğrencileri ile kazı yapmayı öğrenmeye ya da halihazırdaki kaynaklarını geliştirmek üzere katılan Antik Dönem Tarih ve Arkeolojisi doktora öğrencilerini sayabiliriz. Araştırma yöntemleri ile yazılı ya da somut belgelerin tahlili (yazıtbilimi, eski para bilimi, mimari, vb.) hakkında eğitim almış Antalya Üniversitesi’ndeki Türk öğrenciler de çalışmanın diğer bir parçasıdır. Nantes ve Antalya Üniversiteleri arasındaki bu anlaşma çerçevesinde öğrenci ve araştırmacı-öğretim görevlilerinin değişimi mümkün olmuştur.

    2009’da N.Çevik Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle Myra-Andriake sit alanında bir kazı çalışması ve de liman hakkında bir araştırma başlatmaya karar vermiştir. I.Pimouguet-Pédarros ise savunma düzeni hakkında ilk bir durum değerlendirmesi yapmak ve de şehir sınırlarını belirlemek için bir saha çalışması gerçekleştirmiştir. Fransız ekip, yer belirleyici bir haritanın yanı sıra akropolis, şehir ve liman surları gibi birçok şehiriçi ve halen iyi halde olan şehirdışı (tabya, kale ve kule) sur ve örmelerin planlarını çıkarmıştır. Bu betimleyici yöntem, yaklaşık bir tarih sıralaması yapmayı sağlamış ve her bir yapının önem ve amacını belirlemeyi sağlamıştır. 2010’da Anatolia Antiqua Dergisi’nde de bir makale yayımlanmıştır. Bu ön çalışma, başta J.Borchhardt olmak üzere Avusturyalı araştırmacıların geçmişteki çalışmaları son derece dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir.

     

    2011’de gerçekleştirilen çalışmalar: Andriake Limanı’nın sur kazıları

    Andriake Limanı’nın yukarısındaki bir tepede, yanında kulelerin bulunduğu uzun bir duvardan oluşan bir savunma düzeneğinin parçaları ile en tepeye oturtulmuş bir kale bulunmaktadır. Bu kale, çok odalı olup kenarlarında iki tane de sarnıç bulunmaktadır. Bunlardan biri Bizans döneminde tekrardan kullanılmıştır.

    Burada amaç, sit alanının en eski iskan tarihi ile sonraki zamanlarda sahne olduğu olası yeniden yerleşimleri, surların oluşturduğu çizgiyi belirleyebilmek ve bu savunma düzeninin tam amacını tayin etmekti. Acaba, limanı kayalıklı yokuşun bir tarafından inip öbüründen çıkan ve limanı da çevreleyen bir sur mu koruyordu yoksa burada sözkonusu olan, yanındaki kulelerin kendi başlarına hareket ettiği basit bir set miydi?

    Saha incelemeleri surların, kayalığın hemen üzerine inşa edilmiş olup şu andaki yer yüksekliği ile Antik Çağ’dakinin arasında bir metrelik bir fark olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda Helenistik dönemden kalma az sayıda ama her aramada ele geçen seramik kırıkları, İ.S III yy. Roma ve Bizans döneminden seramik kalıntıları, Helen ve Roma kiremitleri, çivi ve demir uçlar, bir gülle ve sapan ile büyük ihtimalle Helenistik dönemden hiç bozulmadan kalmış dört adet tunç ok ucu gibi önemli arkeolojik malzeme bu sayede gün yüzüne çıkmıştır. Özellikle ok uçlarının bulunuşu ayrı bir önem arz etmektedir çünkü o döneme ait uçlar, kullanıldıkları yerlerden çok genellikle mezarlar ile imal edildikleri yerlerde bulunmaktadır.

    Araştırmaların vardığı noktada sit alanının en fazla Helenistik döneme dayandığı ortaya çıkmıştır. Dönemin etkin güçleri (Antigonos ya da Ptolemaios Hanedanı) tarafından dikilen kalenin inşaası da aynı döneme denk gelmektedir. Sit alanı, büyük bir değişikliğe uğramadan Roma döneminin sonu ile Bizans zamanında da yeniden kullanılmıştır. Herşeyden önce askeri amaçla kullanılan bu yerleşkede limana girişleri kollamakla görevli bir birlik sürekli hazır bulunmaktaydı (daha fazla bilgiyi, harita ve görsellerle zenginleştirilmiş inceleme yazımızda bulabilirsiniz).

     

    Gelecek çalışmalar için amacımız

    Gelecek araştırmalar içinMyra-Andriake'deki farklı yapılarda kazılar yürütmeyi öngörüyoruz.

     

    Görseller

     2009'dan bu yana süregelen Myra-Andriake Çalışması ile ilgili kaynakça

    • N. Çevik, I. Pimouguet-Pédarros, «Fortifications et système défensif sur le territoire de Myra : rapport sur la campagne de 2009», Anatolia Antiqua, XVIII, 2010, 243-275

    • N. Çevik, I. Pimouguet-Pédarros, « le système défensif de Myra-Andriaké », Actes des rencontres de l'IFEA 11-13 nov. 2010, Anatolia Antiqua, XIX, 2011, 303-319

    • N. Çevik, I. Pimouguet-Pédarros, « les remparts du port d’Andriaké », Anatolia Antiqua, XX, 2012, 261-281

    • N. Çevik, I. Pimouguet-Pédarros, « Les fortifications de Myra-Andriaké dans la défense de la Lycie orientale », Conference on the Research of Fortifications in Antiquity 6-9 déc. 2012, Athènes, Athènes, 2013 (yayına hazırlanıyor)

     

  • Numismatique carienne

    Numismatique de la Carie aux époques pré-romaines

    Responsable: Koray Konuk

    Partenaires: R. Ashton (Londres), A. Furtwängler (Halle), F. Delrieux (Chambéry), P. Kinns (Londres).

    Le programme a deux objectifs principaux :

    • KARIKA MUSÉES : Les collections numismatique de Carie (Söke, Bodrum, Milas, et Muğla) . Il s'agit de continuer la publication des monnaies des Musées de Carie dans la Sylloge Nummorum Graecorum, Turkey , vol.3-6.
    • KARIKA TYPES. Catalogue raisonné des types monétaires de la Carie archaïque, classique et hellénistique. Le projet KARIKA TYPES vise à offrir une vision complète du monnayage des cités de Carie depuis l'introduction du monnayage dans cette région au 6e siècle jusqu'à la mort de César en 44 av. J.-C. Il répondra non seulement aux besoins des numismates, mais sera également un livre de référence pour les historiens, épigraphistes, archéologues et autres chercheurs s'intéressant à la Carie archaïque, classique et hellénistique. Le matériel sera présenté par ateliers monétaires. Il s'agit de répertorier et de discuter tous les types monétaires qui sont attestés pour chaque ville carienne. Une attention toute particulière sera apportée à l'exhaustivité qui ne pourra être achevée que par le dépouillement systématique des catalogues de vente. Il va de soi que la plus grande source de matériel proviendra des onze plus grands cabinets numismatiques (Londres, Berlin, Paris, New York, St Petersbourg, Copenhague, Istanbul, Athènes, Vienne, Oxford, et Cambridge) dont les monnaies serviront de base à l'élaboration du corpus. Les catalogues publiés (comme la série des Sylloge Nummorum Graecorum ou des catalogues de collections privées comme celles de Weber ou de Lindgren) serviront également à enrichir notre corpus. Il ne fait pas de doute que le programme de publication des monnaies de musées turcs fournira par la même occasion un matériel important pour le KARIKA TYPES. Dans le cadre de ce programme, sera constitué un corpus des inscriptions monétaires de langue carienne.
  • Numismatique lycienne

    Corpus des inscriptions monétaires lyciennes

    Responsable: Koray Konuk
    Partenaires: Prof. Dr Heiner Eichner et Dr Martin Seyer, Institut autrichien d'archéologie.

    Description: Collaboration scientifique depuis 2007 au projet international Corpus des Lykischen Sprachdenkmäler financé par le Fonds zur Förderung der wissenschaftlichen Forschung.
    Ce projet de corpus des inscriptions lyciennes regroupe un réseau international de spécialistes de la langue et de la civilisation lyciennes au sein duquel j'ai été chargé de préparer le corpus des inscriptions monétaires lyciennes.

    Publication du trésor d'Elmali (Decadrachm Hoard)

    Responsable: Koray Konuk
    Partenaires: Tevfik Göktürk (Musée des civilisations anatoliennes, Ankara).

    Description: Il s’agit d’un trésor de monnaies grecques et lyciennes de la première moitié du Ve siècle av. J-C. qui constitue l’une des découvertes les plus importantes de ces dernières décennies dans notre domaine. Il comporte près de 2000 monnaies, principalement lyciennes, athéniennes et de plusieurs cités de la ligue de Délos. Découvert en 1984, il fut sorti illégalement du pays et n'est revenu en Turquie que récemment, en 1999. J’ai été officiellement nommé en 2004 par le ministre de la culture du gouvernement turc pour participer à sa publication scientifique avec un collègue turc et un collègue américain. J’ai commencé à en établir l’inventaire. J’ai présenté une étude sur les monnaies lyciennes du trésor au colloque : IIIe Conférence internationale sur la Lycie qui s’est tenu à Antalya en novembre 2005 et au colloque d’archéologie classique organisé à Paris par la SFAC en 2005.

  • O. Henry : Then whose tomb is that?

    Olivier Henry, 'Then whose tomb is that?', in L. Karlsson, S. Carlsson & J. Blid Kullberg (eds.), LABRYS, Studies presented to Pontus Hellström (BOREAS 32), Uppsala 2014, 71-86.

  • Olivier HENRY

    Archéologue

    Rattaché à l’UMR 8546 - AOROC, École Normale Supérieure 45 rue d’Ulm, 75230 PARIS Cedex 05.

    Équipe : Hellénisme d’Asie et civilisations orientales
    Contact : Cette adresse e-mail est protégée contre les robots spammeurs. Vous devez activer le JavaScript pour la visualiser.

    Page personnelle

  • Olivier Henry et D. Aubriet, “Le territoire de Mylasa et le serment d’Olympichos : autour d’une nouvelle inscription découverte au sanctuaire de Zeus Labraundos en Carie”

    Olivier Henry et D. Aubriet, “Le territoire de Mylasa et le serment d’Olympichos : autour d’une nouvelle inscription découverte au sanctuaire de Zeus Labraundos en Carie”, CRAI 2015, II, 673-702.

  • Olivier Henry et N. Carless-Unwinn, “A new Olympichos Inscription from Labraunda : I. Labraunda 137”

    Olivier Henry et N. Carless-Unwinn, “A new Olympichos Inscription from Labraunda : I. Labraunda 137”, Epigraphica Anatolica 49, 2016, 27-45.

     

  • Peter Akkermans - Tell Sabi Abyad: The Archaeology of a Neolithic Community 23/02/11

    Séminaire d'archéologie "L’habitation, l’abri de l’homme à travers les âges"
    Mercredi 23 février 2011 à 17h30 à l’IFEA
    Peter Akkermans
    (Faculty of Archaeology, Leiden University)
    "Tell Sabi Abyad: The Archaeology of a Neolithic Community"
    Intervention en anglais

  • Prehistory

    Research historical background

    Initiated after the excavation of Cafer Höyük directed by J. Cauvin and O. Aurenche between 1979 and 1984, the collaboration between Nur Balkan-Atlı (Istanbul University, Department of Prehistory) and Marie-Claire Cauvin (IPO/Jalès) is at the origin of the development of researches on the diffusion of obsidian in the Near-East. The central Anatolian and eastern Anatolian sources were the main focus but the questions relative to Caucasian sources were as well approached notably with Ch. Chataignier (UMR 5133/Lyon). This dynamic lead to a pioneering collective publication in 1998 and since then an extensive scientific literature. On the field, it lead to the excavation of the Kömürcü-Kaletepe workshop by N. Balkan-Atlı et D.Binder (Mission Française de Préhistoire Anatolienne) and to the excavation of the paleolithic site of Kaletepe-Deresi 3, discovered by L. Slimak (TRACES, Toulouse). It is as a tradition, now, Aksel Tibet and Nur Balkan-Atlı organize seminars on Prehistory every year in IFEA.
    Current fielwork are in process in central Anatolia with the research program ‘Göllüdağ Obsidiyen Araştırmaları’ is lead by Nur Balkan-Atlı (Istanbul University) and a Turkish team with a participation of American and French scholars (University of Arizona and IFEA). A cartography of the obsidian sources on the Göllüdağ and Nenezidağ volcanic complexes is on process. Geological samples are collected and chemical analyses conducted on the volcanic glasses (IRAMAT, Orléans). It will allow a better understanding of the modes of the diffusion of this raw material. Our aim is then to recognize and study workshops, stations or settlements near the obsidian sources. Survey has been conducted since 2007 on the Küçük and Büyük Göllüdağ and will continue in the future, including the Nenezidağ area. The obtained results already thrown new light on obsidian procurement at the immediate proximity of the sources.

  • Présentation du pôle Archéologie

    Depuis sa création en 1930, l’IFEA est rapidement devenu un outil indispensable de l’archéologie française en Turquie. Centre de recherche et appareil de soutien aux acteurs français (et européens) de l’archéologie en Turquie, l’IFEA a remis l’archéologie au cœur de ses activités de recherche en revenant au centre du dispositif de la recherche archéologique française en Turquie.
    Les activités du pôle archéologie sont coordonnées par Néhémie Strupler, archéologue spécialiste de l'âge du Bronze au Proche-Orient.
    contact : Cette adresse e-mail est protégée contre les robots spammeurs. Vous devez activer le JavaScript pour la visualiser.

    La mission du pôle Archéologie, au sein de l’IFEA, consiste à développer des axes de recherche afin de dynamiser la recherche franco-turque, accueillir nos collègues, étudiant.e.s comme enseignant.e.s/chercheur.e.s, par l’intermédiaire de bourses (de courte durée, de doctorat, etc.), accompagner les archéologues dans leurs démarches scientifiques et administratives, à capitaliser et relayer en Turquie les résultats de leurs travaux et enfin à informer nos collègues de l’évolution de la procédure en matière d’archéologie. Nos objectifs sont de développer les collaborations franco-turques, de favoriser les relations entre nos collègues locaux et étrangers et de mettre en valeur les compétences des archéologues français en leur offrant la visibilité qu'ils méritent. Séminaires, ateliers de formation, programmes de recherche, publications, archives ouvertes sont autant d’actions que nous menons à l'IFEA et auprès de nos partenaires scientifiques, avec la volonté d'agir comme passerelle permettant aussi bien la diffusion de savoirs comme les échanges humains. Notre offre d’activités scientifiques répond en outre, au souhait du monde académique turc de voir les instituts de recherches ouvrir des possibilités de formations et de spécialisations aux étudiant.e.s et jeunes chercheur.e.s locaux tout en dynamisant les échanges entre chercheur.e.s et institutions de recherche. L’IFEA est un lieu de synergies pour :

    • L’organisation d’ateliers de formation en développant des approches pratiques tout en renforçant notre offre bibliographique dans la bibliothèque de l’IFEA
    • La recherche à travers ses chercheur.e.s, doctorant.e.s et étudiant.e.s en menant des travaux en Turquie en lien avec notre programmation scientifique. Les chercheur.e.s et chercheur.e.s associé.e.s sont largement impliqué.e.s dans les missions archéologiques franco-turques et programmes archéologique turcs et internationaux. La bibliothèque de l’IFEA est également un outil important de recherche.
    • L’expertise régionale : la connaissance des institutions et administrations turques et du contexte régional permet d’apporter une expertise technique, d’optimiser les partenariats en fonction des programmes et d’évaluer les risques.
    • Encadrement des partenariats et sponsoring: l’IFEA apporte une garantie institutionnelle française sur le sol turc ainsi qu’une présence logistique dans le cadre de partenariats entre institutions de recherche turques et françaises ou bien dans la recherche se sponsors. L’IFEA est porteur de projets européens.
    • Mise en réseau des chercheurs et institutions de recherche: le Pôle Archéologie, par l’organisation de conférences, colloques et ateliers à Istanbul comme en province, entretient et élargit les relations institutionnelles avec les universités turques ainsi que son réseau d’archéologues, en constant renouvellement ces dernières années.

    Ces activités sont soutenues par une politique de visibilité et de diffusion:

    • Tenue de la conférence annuelle des Rencontres d’Archéologie de l’IFEA dont les actes sont disponibles en ligne
    • Anatolia Antiqua, la collection Varia Anatolica sont en ligne sur les portails Persée et revues.org tandis que la série Patrimoines au présent des Dossiers de l’IFEA est éditée sur la plateforme Open Edition books.
    • Publication de réflexions sur le blog Dipnot
    • l’IFEA s’associe ou organise des colloques avec des partenaires turcs,français et les instituts étrangers. Il organisation également des expositions visant à faire découvrir des pans de ses archives documentaires et cartographiques ainsi que ses recherches et s’associe également à des évènements muséographiques

    La bibliothèque de l'IFEA possède un important fonds archéologique, enrichi régulièrement qui est poncutellement mis en avant par une sélection d'ouvrages autour d'un thème (qu'il s'agisse de villes, de questions brûlantes, de problématiques en lien avec notre programmation scientifique, ou de la mise en valeur d'auteurs emblématiques pour nos disciplines ou ayant imprimé leur marque dans l'histoire de l'institution....).

  • Saison de fouilles 2014

    Avec les beaux jours commence une nouvelle saison de fouilles.
    Deux de ces fouilles sont étroitement liées à l’IFEA, Porsuk et Labraunda. La première puisqu’elle fut initiée sous l’impulsion d’un ancien directeur de l’IFEA, Emmanuel Laroche dont nous fêtons le centenaire cette année ; la seconde puisqu’elle est dirigée par l’actuel pensionnaire scientifique de l’IFEA, Olivier Henry. http://dipnot.hypotheses.org/839

  • Varia Anatolica - XXII

     logo persee

    Dominique Kassab Tezgör, Les fouilles et le matériel de l'atelier amphorique de Demirci près de Sinope, Varia Anatolica XXII, Istanbul-Paris, De Boccard, 2010

    L’atelier implanté dans la baie de Demirci, à 15 kilomètres au sud de Sinope, a été fouillé entre 1994 et 2000. Les monnaies et les fragments de sigillées présents dans le matériel mis au jour ont permis de dater l’activité des zones fouillées entre le IVe s. et le VIe ou le début du VIIe s. ap. J.-C.

  • Varia Anatolica I à XIX

    Les volumes parus sont disponibles sur Persée logo persee

  • Zeyve (Porsuk) Höyük

    Localisation du site: Préfecture de Niğde, sous-préfecture d'Ulukışla
    Responsable de la mission : Claire BARAT, Maître de conférences
    Email: Cette adresse e-mail est protégée contre les robots spammeurs. Vous devez activer le JavaScript pour la visualiser.
    Epoques concernées : Age du Bronze Récent (Hittite), Age du Fer, Hellénistique, Romain.